günce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2011 Perşembe

YUPPİİİİİ ARTIK 4 YAŞINDAYIZ......


Evet evet benim cüceler artık tam 4 yaşında...Bugünler hiç gelmez sanıyordum.Ama işte geldi. O kadar küçüklerdi ki..Nasıl büyüdüler..Nasıl da kocaman abla oldular..
Bugün kreşte doğum günlerini kutlayacaklar.Sabah pastalarımızı aldık.Akşamdan giyecekleri kıyafetleri hazırladık.Fotoğraf makinemizi de koyduk orada çeksin öğretmenleri diye.Sabah bir heyecanla çıktık evden.Günlerdir bugünü bekliyorlar.Artık herşeyin farkındalar.Her şeyi biliyorlar..Bugün gelinliklerini giymek istediler.Çantalarına koydum.Orada giysinler diye.Beğenilmek istiyorlar.Güzel ve şık olmak istiyorlar.Standart kız çocuğu davranışları işte.
Bugün her zamankinden çok şükredesim var.İyiden iyiye yavru olduklarını hissettiriyorlar bize.Sarılıp "annecim yada babacım seni çok seviyorum" demeleri bir ömre bedel..
Hep söylüyorum yine söyleyeceğim.İyi ki doğurmuşum.İyi ki varlar.
Bana anne olmayı öğreten uğur böcüklerim...
Sizi o kadar çok seviyorum ki..Kelimelerle anlatılmıyor işte..

20 Aralık 2011 Salı

DAMLA İLE WC MUHABBETLERİ

Akşam uyku saatinde Damla uyumamak için türlü yollar dener.
Bunlardan bir tanesi de kakasının gelmesidir.Yine böyle bir akşam;
Damla-Anneeeeeeee kakammm geldi...
Anne- Çabuk ol bak çok geç oldu.Hemen yap kakanı..
Damla-Tamam ama sen de gel buraya otur.
Anne-Kızım benim işim var sen yap bitince seslen bana.
Damla-Hayırrrrrrr burda otur...
Anne-Pekii ama çabuk ol..
Damla-Hadi çattak pattak oynayalım.
Anne-HAyır annecim acele et yap kakanı
Damla-Tamam ıkınayım mı?
Anne-Ikın hadi.
Damla-(ıkınır) yok gelmiyor.
Damla-Tamam tamam geliyor.
Damla-Hadi çattak pattak oynayalım.
(Anne öyle kötü bakar ki)
Damla-Tamam oynamayalım.
Damla-Ikınıyom (ıkınır)
Damla-Pırtım varmış
Damla-pırtım yokmuş
Damla-Hadi çattak pattak oynayalım
(Anne hakkaten çıldırmak üzeredir)
Damla-Anneeeeee neden kızgınsın sen..
Damla-Kakam yokmuş çişim varmış.
Anne-Hadi o zaman çişini yap...
(Anne bezmiştir artık)
Damla-anneeeeeee bak bakayım ben çişimi yapmışmıyım.....
Anne burda kopar artık....Muhahahahahahaha....
Alır yavrusunu kucağına yer bitirir ve yatağına götürür.

17 Aralık 2011 Cumartesi

EN SEVDİKLERİMİZ....



















Uzun uzun aralar sonrasında yazmak istedim yeniden.Ama uzun uzun yazacak gücüm yok.Beynim yorgun.Yine de tamamen kopmamak adına küçük molalar vererek devam etmek istiyorum.Bu aralar aldığımız ve okuduğumuz kitaplardan bahsedeyim kısaca.

Biz Timaş yayınlarının mini masallar kitaplarını çok seviyoruz.Elimizde o kadar çok çeşidi var ki.Neredeyse her gün bir iki tane alıyoruz.Çünkü fiyatları da çok uygun.Tanesi 1 TL.İçlerinde ise Panda Pandi ve Küçük Poni'ye bayılıyoruz.Hikayelerini ve resimlerini bende seviyorum.Ama üst üste bir kaç kez okumak gerçekten yoruyor beni.

Yeni aldığımız kitaplardan diğeri ise Koyun Russel ve diğer kitabı Kayıp Hazinesi.Bu koyun Russel gerçekten çok komik.Bayıldım resmen.Kısa kısa cümleleri ve muhteşem çizimleriyle harika.Ve o çizimlerin içinde o kadar çok hikaye saklı ki.Anlat anlat bitmez.

1 Kasım 2011 Salı

KIBRIS'TA GEZDİK, TOZDUK VE GERİ DÖNDÜK..










Gittik ve döndük.Güzel bir tatildi.Kızlar beni hep yanıltıyor.Çok uyumlulardı her konuda.Uçakta hiç zorluk yaşamadık.Giderken çantama aldığım boya kalemleri ve resim defterlerine hiç ihtiyaç duymadık.Kıbrısta ortamı ve insanları da hiç yadırgamadılar.Sanki herkesi daha önceden tanıyorlardı.Herkesle çok çabuk iletişim kurdular.Her ortama ayak uydurdular.Onlarla bir kez daha gurur duydum.

Bu aralar ağızlarında bir şarkı.Pepee nin canım annem şarkısı.Ben her dinlediğmde mest oluyorum...


""""sen benim bitanemmmmm...


sen benim bitanemmmmm....


canım annemsinnnnn..............


güzel annemsin........................."""""""


Bundan güzel sözler var mı?

14 Ekim 2011 Cuma

YAŞASINNN HALA'YA GİDİYORUZ...



İlk kez uçağa binecek olmanın tedirginliğiyle sevinci bir arada yaşıyoruz.Halaya gidiyoruz, mutluyuz.Uçağa bineceğiz.Ama soruyoruz."Anne uçak araba gibi dimi.""Anne uçaklar hiç düşmez dimi"

Pazartesi tamda bizim uçuş günümüz.Ama hava durumuna göre fırtına geliyor.Kızlar çok etkilenmez umarım.Hayatlarındaki ilk uçağa binme deneyimlerini inşallah çok eğlenceli geçirirler.Çok fazla sarsılmadan sağ salim varmak şu an tek dileğim.

23 Eylül 2011 Cuma

ARA VERMEK YADA VERMEMEK..İŞTE BÜTÜN MESELE BU..

Yine uzun zaman oldu yazmayalı yazamayalı.Artık yazamıyorum.Ciddi anlamda yazma kaybına uğradım.Düşündüklerimi kelimelere dökememek bir türlü, artık düşündüklerimi ifade dahi edemiyorum.Artı birde unutkanlık cabası.Geçenlerde kuzenim Pınar'la akşam bizim balkonda oturup kahve keyfi yaparken bir yandan da eski günlerden bahsediyorduk.O anlatıyor bense "hadi yaa onu da mı yapmıştık, aaa o kimdi ki" şeklinde sorularla ona eşlik ettim.Ve anladım ki ben çok ama çok vahim durumdayım.Bu kadar unutkanlık hiç ama hiç normal değil. Geçmişimden bazı parçaları silmişim resmen. Ben böyleyim işte bu aralar.Tabi unutmadan birde sinirlerimin ne kadar gergin olduğunu söylemeliyim.Her an evde bir sinir harbi yaşanması sözkonusu.En ufak şeyler bile sinirlerimi yıpratmaya yetiyor.Üstelik tahammül sınırım neredeyse sıfıra yakın.Böyle olunca da kızların yaptığı en ufak bir hata bile hoop evde sesimin yükselmesine neden oluyor.Bunun için evde olmamıza bile gerek yok.Zaman ve mekan artık önemli değil benim için.Eskiden sokakta çocuklarına bağıran kadınları ayıplardım."cık cık cık ne kadar ayıp.Kadına bak çocuğuna nasıl da bağırıyor" şeklinde. Çok utanç verici ki şimdi aynı şeyi bende yapıyorum.Dün kızları aldık eve gidiyoruz arabada.Ve ben M.ye et alalım akşama yiyelim şeklinde fikren telkinde bulunuyorum.O da bana "aslında dün kipa dan alacaktım ama satıcı etin sinirli olduğunu söyledi bende almadım bu yüzden" dedi.Karya ise damla'ya dönerek ve kıkırdayarak "bak Damma et annem gibi sinirliymiş kikiki" şeklinde bir cümleyle yanıt verince ben ne yapacağımı bilemedim.Artık pes diyorum sadece.Bu çocuklar acaip yaratıklar oldular.
Bunlar kesin büyük aslında ama çocuk taklidi yapıyorlar.Bunlar gerçek anlamda CÜCEEEE...
Bazen bana verilen cevapları duysanız aklınız şaşar.Çünkü ben hakikaten çoğu zaman dumur oluyorum.Yok böyle cevaplar.Özelikle Damla bu konuda çok iyi.Çok hazır cevap bir cüce.
Bana karışmayınlardan tutunda bize akıl vermelere kadar her şeye mantıklı konuşmaları var.
İnanılmaz.
Büyüyecekler mi, büyüyorlar mı derken büyüdüler işte.Şimdi kreşte ikinci yılımıza başladık.Ve başlarken hiç sorun yaşamadık.Bir önceki sınıfları güllerdi (hala güller) oradaki arkadaşları ve öğretmenleri menekşeye geçtiler.Biz ise güllerde kaldık.Bu durum benim canımı çok sıkmıştı.Kızlar küçük diye güllerde kalmasını önermişti Müdüre Hanım.Bense tedirgindim bu konuda.Arkadaşları ve öğretmenlerinden ayrılacak olmaları, yeni çocukların gelecek olması kızları olumsuz etkiler diye düşünüyordum.Ama yanılmışım.Benim cücelerim ne kadar güçlü olduklarını bana bir kez daha gösterdiler.Hiç zorluk yaşamadılar.Şu kısacık hayatlarında sevdikleri herkesin-Hilal abla, anane, öğretmenleri ve arkadaşlarının-onları terkettiklerini düşünecekler diye korkuyordum halbu ki ben.Bütün bunların onlar için derin izler bırakacağını düşünüyordum.Ama yanılmışım.Asıl derin izler bende kalmış anlaşılan.Ben onlardan daha zayıfmışım açıkçası.

Umarım bundan sonra sıcağı sıcağına yazabilirim.Yoksa şu oturtmalı kelimeleri ve cümleleri mümkün değil hatırlayamam.
Fotoları daha sonra eklerim.

19 Temmuz 2011 Salı

UFFFF NE YAZACAĞINI BİLEMEMEK NE KADAR DA KÖTÜ...

Uzun zaman oldu değil mi?Ama elimde değil yazamıyorum.Kafamın içindeki düşünceleri dökemiyorum yazıya.Ne oldu bana bilmem.Tatil zamanım geldi desem uzunca bir süredir bu haldeyim.E tabi tatil zamanım geldi de geçiyor bile.Ağustos sonunda tatile çıkıyoruz.Kızların kreşi o zaman kapanıyor çünkü.İki hafta yokuz, bayramla da birleşecek iyi olacak kanımca.Tatil dönüşü düzelirim diye umut ediyorum ama daha da çok var o zamana.


İnsanın kendini kapattığı dönemdeyim işte.Her şey gönlümün derinliklerinde.Kırgınlıklarım, üzüntülerim, hayal kırıklarım da cabası.İnsan beklentilerini yüksek tutunca hayattan eşekten düşmüşe benziyormuş.Ben bunu biraz geç öğrendim.Ama iyi oldu.Kimselere güvenmemeyi bu vesileyle öğrendim.Yada kimse için beklentini yüksek tutmayacaksın yoksa hayal kırıklığının en büyüğünü yaşıyorsun.Annemin gidişiyle tek başıma ayakta kalmak zorladı beni.Ona olan özlemim ise her geçen gün artıyor.Hala onun yokluğuna alışmaya çalışıyorum.Kızlar ise beklenti içindeydiler daha düne kadar.Anane iyileşip gelecek ve onunla kaldıkları yerden devam edecekler.Söyledik bizde dayanamayıp, çünkü ne kadar geciktirirsek o kadar kötü olacak onlar için.Ki bir şeyleri seziyorlardı zaten ama adını koyamıyorlardı.Duyunca çok ağladılar.Ama benim ağladığımı görüp kendileri susup beni teselli etmeye başladılar.Yavrularım..


İnsan ana olunca bambaşka duygular içinde oluyormuş.Bu karşılıksız sevgi var ya insanı öldürür.Nasıl bir şeydir bu insanın aklı ermiyor.


Neyse bu kadar dramdan sonra kızların ne yaptığını anlatmalıyım.Okulumuzda bir yılı doldurmamıza az kaldı.Kızlar öyle çok şey öğrendi ki.Şaşıp kalıyorum bazen.Ve inanılmaz derecede büyüdüler.BAzen bakıyorum da o iki minik cadının benim olduğuna inanamıyorum.HAftasonları sürekli geziyoruz.Bir haftasonu doğal yaşam parkına gittik.Orada hayvanları gördük, kızlar bayıldı tabi.Ve haftasonlarımızı izmirin en güzel yönlerinden biri olan denize yakınlığı yüzünden denize giderek değerlendiriyoruz artık.Damla neredeyse yüzmeyi öğrenecek.Koluna kolluklarını ve beline de simitini takıp atıyor kendini suya.Ve korku yok maşallah.Yüzüyor kendince.Karya ise kumsala bile inmiyor.Neymiş efendim kumlar varmış, deniz çamurluymuş, deniz üstüne üstüne geliyormuş, hiç eğlenceli değilmiş.eee afrodit olmak kolay değil tabi.Süsü püsü bozulur kızımın.Ama bu haftasonu gittiğimizde dönmemize yakın damlanın yanına usul usul gidip kumlarla oynadı.Ve yavaş yavaş denize ayaklarını sokabildi.Bir sonraki gidişimizde kendi başına denize gireceğini umut ediyorum.Önümüzdeki iki haftasonu düğünlerimiz var.Bu hafta sünnet düğünü sonrakinde ise kuzenimin kızı evleniyor.Ve kızlar gelinlik giyecek sultanın düğününde.Çünkü gelin kızımız kızlarımı nedimesi yapacakmış.Zamane kokoşları böyle oluyor demek.Kızlara gelinlik aldım ama köşe bucak saklıyorum.Yoksa hergün giyecekler.Haberler şimdilik bu kadar.Bakalım bende ki sukunet ne kadar daha devam edecek.

28 Mart 2011 Pazartesi

BLOGSPOTUN KAPANMASI İLLALLAH DEDİRTTİ...

Şu blogspotun kapanması işi delirtti beni.Zaten yazasım yok ne zamandır.Tam canım yazmak istiyor açıyorum hadeeeee "bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir".Kardeşim benim blogumda illegal bir şeyler yok ki.Neden kapanıyor.Yasal olmayan işler yapanlar çeksin cezasını, bizim ne suçumuz var ki. İnsanın gerçekten isyan edesi geliyor.Neden diye soruyor.Belirli blogların yaptıkları suçun cezasını neden genele kesiyorlar.Neyse inşallah bu son olur. Biz her zamanki gibiyiz.Kreşe devam ediyoruz.Üç yaşın tüm güzelliklerini ve özeliklerini yaşıyoruz.Artık oyun kurabiliyoruz.Birlikte rahat rahat oyun oynayabiliyoruz.Kavgalarımız iyice azaldı.Bir şey istediğimizde birbirimizden rica edebiliyoruz.Kitapları seçebiliyoruz.Her akşam bir kitap okuyoruz.Anne bitirince kızlardan biri mutlaka tekrar okuyor kitabı.Artık her şeyi anlayabiliyoruz.Mantıklı açıklanan her şey bize makul geliyor. Cuma günü kreşten 2 tl istendi.O parayla kreşteki diğer öğrencilerle ve öğretmenleriyle bir kitabevine gittiler ve kızların kendi seçtikleri birer kitabı aldılar.Akşam kızlara sordum nasıl geçti neler yaptınız diye.KArya "anneeeee kitapçı çok güzeldiiiii, ben çok beğendimmmm" dedi. Anasının kızı işte.Kitapçıya gittiğimde o kokuyu içime çekince huzur bulurum ben.KAryaya sordum nasıl kokuyordu diye o da" kitap kokuyorduuu" dedi. Kitap kokusunu bir kere aldılar ya inşallah bundan sonra o kokudan asla vazgeçmezler..

16 Mart 2011 Çarşamba

ŞÜKÜR KAVUŞTURANA

Uzun zaman oldu biliyorum.Benim canım yazmak istemedi, blogspot kapandı.Nihayetinde uzun bir ayrılık oldu aramızda.Ama ayrılık nereye kadar.İllaki yazmak lazım.Yoksa kuzuların yaptıkları zaman içinde unutulup gidecek.Oysa ki unutulmamalı.Bu blogun açılma amacı onların yaşamından anları kayıt altına almaksa bu yapılmalı.O halde bizde devam edelim.Ara vermek gereksede ara ara vazgeçmemeli amacımızdan.
Efendim kızlar aynen kreşe devam ediyor.Babaannemizin ayağında çatlak oldu ve alçıya alındı.O bizim evde dinleniyor güya.Kızlardan fırsat bulsa dinlenecek kadın ama işte ne yapsın eli mahkum idare etmeye çalışıyor.Ayağında nasıl çatlak oldu anlatmadan olmaz.Çünkü bu durum da benim kızlarla ilgili.Bir cuma günü kızların evde kalmasını istedi babaanne.Uyuyup dinlensinlerdi amaç.O gün öğleden sonra havanın güzel olmasını fırsat bilerek sitenin bahçesinde bulunan basketbol sahasına götürmüş kızları.Yanlarına da top almışlar.Sahada başka çocuk olmadığı için üçü beraber top oynamaya başlamışlar.Nasıl olduysa düz yolda top peşinde koşarken düşüvermiş işte.Bizi aradı, apar topar gittik eve ve işte sonuç 3 hafta alçıda kalacak bir ayak.Babaanne her akşam yatarken kızlara der ki: Çocuğum sabah uyanırsanız hemen benim yanıma gelin, erken kalkarsanız ben size kahvaltı hazırlarım.Aç aç okula gitmeyin.E benim kızlar söz dinler.Sabahın köründe kalkıp babaannelerinin yanına giderler, hadi babaanne kalkalım, acıktık derler.Bu arada saat kaçtır.Önce sabah 06,30'la başlar kalkmalar ve bilumum saatler olarak devam eder.Örneğin sabahın 05,30'u yada sabahın 04,15'i gibi.Biri kalkmazsa mutlaka diğeri kalkar.Tabi babaannenin şikayetleride başlar bu durumda.Ben size sabah gelin gecenin köründe gelin demedim ki der.HAklı kadın.Herkes derin uykudayken benim sıpaların kalkıp kahvaltı etmeleri sonra arabada okula giderken sızıp kalmaları normal değil.Ama ne yapalım dedim ya söz dinliyor akıllı kızlarım.
Çok tatlı dilli oldular.İnsanın yüreğinin yağlarını eritecek kadar tatlı dilliler.Her gün bana "anneciğim, benim cücel annem" deyip boynuma sarılmaları, sabahları giyindiğimde "annem çok cücel olmuşun" demeleri bitiriyor beni.Öyle güzel ifadeleri var ki.Dün arabada eve giderken bir anda didişmeye başladılar.Damla ağlamaya ve KArya diye seslenmeye başladı.Karya da tık yok bu arada.Bir ara DAmla yine Kaaayaaa diye ağlarken KArya döndü ve "ependimmm, tamam aalamaaaa" dedi ve kardeşinin boynuna sarıldı.İkisinin birbirine öyle sarılması mahvetti beni.Gözlerim doldu ve Allah'ım sen ayırma bunları birbirinden diye dua etmeme sebep oldu.
Sonraaaaa, sonraa başka neler var bakalım beyin haznemizde.
Evet birde DAmla ile babamızın muhabbeti var.Bunu da yazmadım sanırım.Damla TV izlemeyi çok seviyor.Neredeyse bağımlı oldu.Özelikle KAyu delisi.Bir gün M.Damla'ya der ki:BAk DAmla çok fazla TV izliyorsun kızacağım ama artık.DAmla: O zaman sende maç izlemeeee.
Çocuk babasını can evinden vuruyor.Ve M.diyecek şey bulamıyor bu durumda.
Olaylar hakkında mantık kurmaları harika.
mesela bir gün güneşin batımı hakkında konuşuyoruz.ben diyorum ki, güneş batıyor ve evine gidiyor, çünkü evinde onu çocukları bekliyor.Damla dan cevap:Ama anne güneş insan değil ki, onun nasıl çocukları olur.Ben dumur...
Yine dün akşam güneşin batımıyla ilgili:Damla, güneş gidiyo geliyo, gidiyo geliyo ve sonra sıcak oluyo bahar geliyo.Yani biz artık domana (dondurma) yiyebiliriz.
NAsıl ama.Güzel çıkarımlar değil mi?
Aklımdakiler bunlar.Ara ara yazacağım yine.Bizde inciler başladı tükenmez artık..

28 Ocak 2011 Cuma

ANKETLE İLGİLİ

Sevgili ikiz ve üçüz anneleri.
www.ikizanneleri.net sitesini biliyorsunuzdur.Sitenin kurucusu ve yöneticisi sevgili Emel'in yapmış olduğu bir anket var.Bu ankette ikizlerin her şeyi aynı mı? diye soruluyor ve araştırılıyor.Kısacık bir zaman ayırıp bu anketi doldurmak isterseniz şuraya bir tık lütfen.
Hatta yan tarafa da ekledim.İsteyen olursa oradan da tıklayıp doldurabilir.
Şimdiden herkese teşekkürler..

19 Ocak 2011 Çarşamba

YİNE YENİDEN BATTANİYE KRİZİ

Geçen haftadan beri Damla battaniyemi okula götürmeyeceğim diyordu.Bense sürekli eline tutuşturuyordum.Malum bu kız battaniye delisi es kaza vermesem ortalığı ayağa kaldırır.Ben okula gönderdikçe battaniyesini öğretmenine "annem zorla verdi" diyormuş.Bu hafta başı sabah yine bana dedi ki "anne men pataniyemi okula götürmücem" peki dedim.Onları okula bıraktık ama ayrılmadık kızlar içeri girince de battaniyesini nöbetçi öğretmene teslim ettik.Ve açıkladık durumu.Tamam dedi.Biz ayrıldık işe geldik.Hiç vukuat haberi almadık.Akşam kızları almaya gittik öğretmen hemen bize poşete koyulmuş şekilde battaniyeyi teslim etti ve hiç aramadı dedi.Allah allah dedik.Şaşırdık duruma tabi.Sanki arabada bırakmışız gibi DAmla'ya emanetini teslim ettik.Sarıldı koklaştı battaniyesiyle.Ertesi gün yine götürmeyeceğini söyledi tamam dedik.Yine aynı şekilde gizli teslim ettik okula.Akşam yine aynıydı.Hatta Oya öğretmen dün Damla'ya çak yapmış.Bana öyle anlattı kendisi.Bu sabah yine okul için hazırlandık.Kapımızı kilitledik tam asansöre bineceğiz.Damla battaniyesini evde bırakmak istedi.Arabada isteyebileceğini bu yüzden de yanımıza almamızın daha iyi olacağını söyledik ama ağlamaya başladı evde kalsın diye.Bizde peki dedik.Sonuçta okulda da aramadı iki gündür.Açtık kapıyı eve bıraktık battaniyemizi.Bindik asansöre.Her şey gayet normal.Arabaya bindik tam arabamızı çalıştırdı babamız Damla"pataniyemi istiyommmm" diye tutturmaz mı?Zaten geç kalmışız.Tekrar eve çıkıp almak işimize gelmedi doğrusu.Birde kendi verdiği karara uymasını öğrenmeli diye düşündüm hay düşünmez olaydım.Resmn krize girdi yine."Ben pataniyemi iştiyommm""pataniyem arabada kalsın""evde kalmasınnn" v.s.türünden feryatlarla okula kadar geldik.Bu arada bizim onu ikna çalışmalarımız hiç bir işe yaramadı tabi.Okula geldiğimizde hala ağlamaktaydı hatta öğretmenine "pataniyem arabada kalsın" demiş ve onlarda peki demişler.Sonra aradığımda hemen sustuğunu öğrendim.Ama M.ile karar verdik ve gittik yeni bir battaniye aldık birlikte.Yine turuncu.Ama aynısı değil.Hiç olmassa arabada yedek dursun dedik.Daha önce yedek aldığım ve kestiğim yeşil battaniye evin bilumum yerlerinde dolaşıyor.
Bakalım yeni battaniyesi hakkında nasıl tepki gösterecek Damla Hanım.Ayrıca gece yatarken benden istediği kırmızı elbiseli barbie yi de aldık babasıyla.Damla ya kırmızı elbiseli, Karya ya ise beyaz elbiseli.Çok seviyorum ben kuzularımı yaa...Onları gün boyu görmeyince öyle çok özlüyorum ki.Hele gece uyurlarken.O masum hallerine bayılıyorum.
neyse efendim bu yazıdan çıkaracağımız ana fikri de belirtip bu yazıya son vermenin vakti geldi.
Anafikir:Asla ama asla 3 yaşındaki çocuğun aklına uyarak onun istediği ama sonradan pişman olacağını bildiğin şeyi yapma.

29 Aralık 2010 Çarşamba

İYİ Kİ DOĞURDUM SİZİ.....

Meleklerim....
Bugün sizin doğum gününüz.Şimdi 3 yaştasınız.Nasıl geçti bunca zaman.Sanki daha dün gibi.Daha dün gibi karnımdaki halleriniz.Tekmelerinizi bile hissediyorum hala.Nasıl güzel bir duygudur annelik.Sizden önceki hayatımızda sanki hiç yaşamıyorduk.Oysa şimdi öylesine dolu bir hayatımız var ki..Sizinle biz yeniden doğduk ve hayatın güzelliklerini keşfettik.Bize her anın yaşanılası olduğunu öğrettiniz.Hayatın ne kadar anlamlı olduğunu sizinle keşfettik.Hasta olduğunuzda bir hayatın ne kadar değerli olduğunu sizinle öğrendik.Nefes alışverişinizi saymanın ne demek olduğunu ancak bir anne bilir.Daha önce hiç bir şeyin anlamı olmadığını düşünen bir kadın, ancak anne olduktan sonra evladının başucunda evham krizlerine tutulabilir.Ya çocuğuma bir şey olursa düşüncesi sabahlara kadar uykusuz bırakabilir.
29 Aralık 2007 tarihinde hiç beklemediğimiz bir anda hayatımıza katılmaya karar verdiniz.Ve o günden beride yaşamımızın merkezinde siz varsınız.O gün soğuk bir Aralık günüydü.Oysa şimdi yine soğuk ama o gün gibi değil.Hatta bugün yağmur var.Hava kapalı.Kabanımın düğmelerini ilikleyemiyordum bile.Hatta ayakkabılarım bile ayağıma olmuyordu.Sabah kalktığımda bazı belirtiler üzerine hastaneye gittik.Sancım yoktu.Öylesine kolay bir doğum oldu ki.Zaten hamileliğim bile ikiz olmanıza rağmen çok rahat geçmişti.Belkide ben anlamadım yaşadığım zorlukları.Son aylarda sürekli yatmış olmam beni hiç rahatsız etmedi.Yada yürürken çektiğim ağrıları şimdi zor hatırlıyorum.Yada aldığım kiloları.Bunları neredeyse unuttum.Sizin varlığınız yaşanılan o zor günleri unutturdu bana.Siz doğduktan sonra yaşanılan onca zorlukları hiç hatırlamıyorum bile.Sabahlara kadar uykusuz kaldığım geceleri.Sizi emzirirken yaşadığım zorlukları.Siz ağlarken neden ağladığınızı bilemememin ezikliğini.Hepsi geçti hepsi.
Şimdi artık çocuk oldunuz.Herşeyi anlayan ve anlatabilen iki minik çocuk.Zorluklar bitti mi elbette hayır.Bebekken ne zaman büyüyeceksiniz, ne zaman yürüyeceksiniz, ne zaman konuşacaksınız diye sabırsızlanan ben şimdi büyüme hızınıza şaşkınlıkla bakıyorum.Artık herşeyi konuşabiliyorsunuz.Sizinle sohbet etmek büyük keyif.Hatta bazen ne kadar çok konuştuğunuzu düşünüyorum.Sorularınıza cevap vermek bazen işkence.Mantık kurmanıza ise bayılıyorum.Nasıl beceriyorsunuz bunu hala anlayabilmiş değilim.Tek kelimeyle mucizesiniz.
Şu bir yılda öyle yol kattettik ki.Bezi bıraktık, emziği bıraktık, kreşe başaldık.Çekirdek aile olduk.Konuşmamız acaip ilerledi.Kendi kendimize oyun kurmaya başladık.Kavgalarımız da başladı kendi aranızda.Şikayetler, kıskançlıklar, tercihler hepsi bu bir yılda başladı.Hatta öyle bir duruma geldiniz ki kendi giyimlerinizi seçtiğiniz yetmiyormuş gibi benim giyimlerime de karışmaya başladınız.Bazen siz seçiyorsunuz benim ne giyeceğimi.Canınız ne yemek istiyorsa onu söylüyorsunuz artık.Buzdolabını kendiniz açıyorsunuz.İstediğiniz şeyi alıyorsunuz.Wc ye kendiniz gidiyorsunuz.Minik sandalyenizi taşıyıp, lambayı yakıyorsunuz.Ve üstünüzü de kendiniz düzeltiyorsunuz.Hatta tuvalet kağıdını da kendiniz kullanıyorsunuz.Dişlerinizi kendi başınıza fırçalayabiliyor, ağzınızı kendiniz çalkayabiliyorsunuz.Tabi ellerinizi yıkamanız bu durumda çocuk oyuncağı gibi geliyor size.Çoğunlukla mutfakta birlikte vakit geçiriyoruz.Kek, kurabiye v.s.yapıyoruz birlikte.Sofrayı birlikte hazırlıyoruz.Bazen yemek yapıyoruz sizinle.Bulaşıkları bile siz yıkama becerisine sahipsiniz.Çamaşır asabiliyoruz birlikte.Topladığım çamaşırları ise katlamanız en büyük eğlenceniz.Toz almayıda seviyorsunuz.Eve süpürge tutmak da sizin için eğlenceli.Yerleri silmek ise bayıldığınız bir şey.
Hani demişler ya kız olsunda çamurdan olsun.Umarım büyüdüğünüzde de aynı hamaratlığınız devam eder.
Demem o ki iyi ki doğurmuşum sizi.
Babanız baba, bende anne oldum sayenizde.
Bana anneliği yaşattığınız için size nasıl teşekkür etsem azdır.İyi ki varsınız ve iyi ki doğdunuz.
Doğum gününüz kutlu olsun.Hep mutlu ve sağlıklı olun emi.
Bugün kreşte doğumgününüzü kutlayacaksınız.Sabah erkenden pastalarımızı aldık, siz cici cici giyindiniz.Sizi okula bıraktık.Sarıldık, öpüştük.Gözlerinizde o muhteşem ışıltı vardı yine.HAni mutlu olduğunuzda yada yaramazlık yapacağınız zaman olan ışıltı.O ışıltınız hiç sönmesin kuzularım.

24 Aralık 2010 Cuma

BALIKLARIMIZI KORUYALIM.....

Biraz önce sevgili Bernayı okumak için blogunu açtım.Ve bu konuyu gördüm.Hepimiz bu dünyayı seviyoruz bundan eminim.Bu dünyanında bizi sevmesi için elimizden geleni yapmamız gerektiğini düşünüyorum.Bu yüzdende elimden geldiğince doğayla ilgili her konuya destek olmaya çalışıyorum.Bu bizden çok yavrularımız için önemli.Onlara çok daha güzel ve yaşanılası bir dünya bırakmak hiçde zor değil.Lütfen sizde bu kampanyaya destek olun.Ki denizlerimiz eski güzelliğine ve bereketine kavuşsun.
Ben balığımı büyütmeye başladım bile.Ya siz kendi balığınızı büyütmek istemezmisiniz.
işte benim balığım

22 Aralık 2010 Çarşamba

HASTALIKLAR-ŞU BETANIN YAPTIĞINA BAKIN

Yine yazamadım ve ara vermek zorunda kaldım.Ama inanın bu kez suçlu ben değilim.Tek suçlu beta.Tamda 3 yaşa sayılı günler kala hastalıklar gündemdeydi.Bu konuda hiçbir uzmanlığım olmamasına rağmen bir anne olarak yaşadığımız hastalıklardan bahsetmek istiyorum.

Her şey iki hafta önce cumartesi günü başladı.O gün biraz dolaşmak için İzmir'in şirin bir sahil ilçesi olan Urla'ya gittik.Gezdik, mis gibi temiz havayı içimize çektik.Deniz kenarında oturduk çayımızı içtik, kumrumuzu yedik.Hava biraz rüzgarlıydı ama soğuk değildi.Yine de kızları iyi giydirmiştim.Bereleri dahi kafalarındaydı.Akşam eve geldikten bir müddet sonra Karya kuzusunun yanaklarında kızarıklık farkettim.Sanki tokat atılmış gibiydi.”Allah allah” dedim “daha biraz önce hiçbir şeyi yoktu bu çocuğun”.Elimi yanaklarına koydum ateş gibi yanıyor.Derece ile ölçtüm ateş 39.Ateş düşürücü verdim hemen.Tabi kendi kendine söylenmelerde başladı.”Niye gittik ki.Keşke gitmeseydik bak işte üşüdü çocuk hasta ettik” v.s.v.s.Tipik anne versiyonu.Öksürük ve burun akıntısı da başladı akabinde.İlerleyen saatlerde ateş düştü ve bir daha da çıkmadı.O yüzden ertesi gün güle oynaya okula gitti.

Salı günü kızları almak için okula gittik.Karyanın gözleri ve yanakları kıpkırmızıydı.Ve çok halsizdi.O akşam dışarıda yemek yemeye karar verdik.Dışarıda yemek yemeyi çok seven kızım ağzına lokma koymadı.Tesadüfen boynundaki kızarıklıklar dikkatimi çekti.Vücudunu kontrol ettim.Vücudunda da kırmızı benekler vardı minik noktacıklar şeklinde.Hemen evimize çok yakın olan Çocuk Hastanesinin acil servisine gittik.Acil servisteki pratisyen hekim muayene etti ve boğazları kızarık boğazındaki mikrop sebep olmuş olabilir o yüzden birde uzman görsün dedi.Uzmana gösterdik aynı akşam o allerji dedi.Bir iğne yaptırdı,antibiyotik şurup verdi gönderdi bizi evimize.(Damla da da öksürük vardı onuda muayene ettirdik acildeki pratisyene ona boğaz enfeksiyonu olduğunu ve Antibiyotik kullanmamız gerektiğini söyledi.)Eve geldik Karya biraz düzeldi.Sabah kalktığımızda vücudundaki kırmızılıklarda kaybolmuştu neredeyse sadece izleri kalmıştı.O yüzden sabah okula gitti.O akşam kreşten aldığımızda yine gözler ve yanaklar kırmızıydı ama benekler solmuştu.Arabada gelirken çok halsiz olduğunu farkettim.O sürekli konuşan konuşamadığı zaman şarkı söyleyen kızım gitmiş yerine kafasını dizime koyup sürekli uyku halinde olan bir çocuk gelmişti.İş yerini aradım hemen ve ertesi günde dahil olmak üzere iki gün izin aldım.Sonrası zaten haftasonuydu.Sağolsun işyerindeki arkadaşlarım izin işini hallettiler.Aynı akşam sevgili grubumuzun üçüz annesi Dr.esra'yı aradım.Durumu anlattım bu arada kusma da başlamıştı.Esra bana tekrar bir hastaneye götürmemi söyledi.Ertesi sabah tekrar hastaneye gittik.Bu arada ateş yükseldi ve kırmızılıklarda arttı.Neredeyse tüm vücudu sardı.Kasık bölgesi, kollar, bacaklar, eller, ayaklar, kulak arkası, kulaklar ve saç dipleri.Dr muayene etti boğazına baktı ve kızıl olmuş annesi dedi.Ne, nasıl yani, kızılda ne ki, nerden çıktı şimdi bu diye düşünürken gayriihtiyari “ama o ikiz ya kardeşine de bulaşırsa” diye soruvermişim.Dr da “yapacak bir şey yok şu an Ab kullandığı için hafif geçirebilir” dedi.”Ohh” dedim “Allahtan ab kullanıyoruz”.Daha önce ab kullandığımız için hiç bu kadar sevinmemiştim.5 tane penisilin iğne, yanında ab şurup ve daha birkaç tane şurubumuzu alıp evimize geldik.Sonra düşündüm nedir bu kızıl acaba diye.

Açtım neti daldım aleme.Bakın bakalım neymiş bu kızıl.İşte benim öğrendiklerim.

“Kızıla neden olan mikrop hani şu bizim Beta dediğimiz A grubu streptokok denilen meşhur mikrop.Hakikaten mikrop ama.Tamamen mimli bir yaratık.Benim kadar Betaya gıcık olan başka biri daha varmıdır bilemiyorum.Hani elime geçirsem bir kaşık suda boğabilirim o derece gıcığım kendisine.Yıllarca bana çektirdi.Onun yüzünden yıllarca penadur yedim.Çektiğim acıyı hala unutamam.Penadur kardeşliği diye bir dernek kurulsa kurulur.O kadar dayanışma gerektiren bir illet.Neyse şimdide o hain beta kızıma musallat oldu.Allahtan tedavisi var.Onunla uğraşabilen tek şey penisilin.Gerçi o bizimle her şekilde uğraşabiliyor ama penisilinde onun canına okuyor.Tedavi edilmezse akut eklem romatizması falanda yapıyor.Hatta daha da ileriye gidip kalp kapakçıklarına kalıcı hasar verebiliyor.Ama dediğim gibi tedavisi olan bir mikrop.Zamanında yapılan tedaviyle Hiçbir sekel bırakmadan iyileşilebiliyor.

Kızıl tedavisine başlandıktan 24 saat sonra belirtiler gerilemeye başlıyor.Ama kesintisiz bir dört gün ateş sürüyor.Kızarıklar ise yaklaşık on günde geçiyor.Bizim bacaklarımızda hala duruyorlar mesela.Bir iki gün içinde çocuk kendini daha iyi hissetmeye başlıyormuş.Hakikaten de 2 gün neredeyse baygın yatan kızım üçüncü gün televizyon izlemeye başladı ve hatta akşam birazda kardeşiyle oyun oynadı.Bu arada kızıl hastalığının en önemli belirtisini de yazayım ki aklımızın bir köşesinde yer etsin.Dil önce beyaz çilek gibi olurmuş.Biz bu kısmı kaçırdık göremedik.Sonrasında ise kırmızı çilek gibi olurmuş.Ve gerçekten Kızımın diline baktığımda kırmızı bir çilek gördüm sanki.Üzeri pütür pütür.Ve bu yüzden de hiçbir şey yiyemedi çocuk.Ne zaman ağzına bir lokma koymak istese geri çıkardı “anne bu bana acı geldi” diyerek.(Resim çekmeyi akıl edemediğimden internetten bulayım dedim.Ama maalesef onuda beceremedim üzgünüm)

Yaklaşık bir haftada birazda olsa düzeldi derken Damla hastalandı.Ateşi 39,5 C ye çıktı.Öksürük ve burun akıntısı ve halsizlik.Sadece kırmızı benekler yoktu.Hah dedim işte şimdi tamam oluyoruz.Ama kızarmadı hiç Damla.Onu hastaneye götürdüğümüzde ona bronşit teşhisi kondu.Ama ben anne kişisi onunda betayla tanıştığını düşünüyorum.Sadece ab kullandığı için daha hafif yani kızarmadan atlatmış olabilir.Damla da üç gün iğne yedi.Yanında ab şurup tabi.Neyseki çabuk toparlandı o.Karya on günde resmen yıkıldı.Zayıfladı, bir kaşık kaldı ama çok şükür iyileşti.

Çocuklar hastalandığı zaman anne olmak daha da zormuş.Hele ikisinin aynı anda hasta olması gibisi yok.İkisinin de ateşlendiği zamanlar, ikisininde anneye ihtiyacı olduğu zamanlar.Anne nereye bölüneceğini ne yapacağını şaşırıyor.Bir gün birisini, ertesi gün diğerini yanımda yatırdım.Sabaha kadar ateş kontrolü, kusma halinde acil müdahale durumu.Ama öyle bir durum oldu ki şimdi ikiside benimle yatmaya alıştı.Dün gece onları teker teker yataklarına götürmeye kalkıştım ikiside itiraz etti.Sonra ben mutfağa su almaya gittim, gecenin bir yarısı içeriden bağırışlar başladı.Bense gülme krizinde.İtişiyorlar kakışıyorlar, git buydannnn, hayıyyyy sen git buydannn.

Yaaaaa kaççççç, anneeeeeeeeee bakkkk damma kaymıyooo, anneeee kayya gitmiyoooooooooo...

yaaaaaaa gittttt uyucammmmm mennnnn....hayıyyyyy sen git men uyucammm,,, kayyyyy biyaz....

Her şeye rağmen çok şükür diyorum iki güzel ve sağlıklı meleğim olduğu için.

Sağlık gibisi yok.Lütfen kıymetini bilelim.

25 Kasım 2010 Perşembe

İYİ BİR GECE UYKUSU İÇİN.....










Bu uyku meselesi hakkında uzun zamandır yazmak istiyordum.Ama bir türlü fırsat bulamadım.Bazı bebelerin de uyku problemi olduğunu duydukça acaip üzülüyordum.Dedim bu işe bir el atmam lazım.Nacizane önerilerim olacak bu konuda.

Şimdi yeni doğmuş bebekler genellikle günün büyük bir bölümünü uyuyarak geçirirler. Beklersiniz uyansalarda bir gözlerini görsem ya da kucağıma alsam diye.Ama uyanmazlar çünkü büyümeleri için uyumaları gerekir.Yeni doğmuş bebekler yaklaşık 16,5 saat uyur-muş.Bu işin bilimsel tarafı.Kızlar 29 aralık 2007 cumartesi günü öğlen saat 12,26 (Damla) 12,27 (Karya) de doğdular.O gün sürekli uyumaları gerekiyordu değil mi?Ama yukarıdaki fotolarda da görüldüğü gibi benim kuzuların gözleri cin gibiydi vallahi.Uyku falan yoktu bir ara.Karya geceyi uyuyarak geçirdi.Damla ise sabaha kadar ağladı.İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur demiş büyükler varmış bir bildikleri.Ertesi gün eve geldik de başladılar sürekli uyumaya.Eve gelenler ne zaman uyanacak bunlar azcık gül cemallerini görelim de gidelim diye söyleniyorlardı.Bizim durumumuz biraz değişik olduğu için ikiz bebelerden dolayı uyku sorunsalımızda değişikti.Yani onlar açısından sorun yoktu benim açımdan sorun vardı.İki bebeği emzir, emzir emzir.Bakıyordum günlerim ve saatlerim sadece emzirmekle geçiyor.Ama öyle böyle değil.Kendimi çoğu zaman inek gibi hissediyordum.Onlar sürekli uyuyor ama bu çocukların emmesi lazım.İki saatte bir emmeleri gerekiyor.Normalde hep öyle denir ya.Şimdi bir hesap yapalım.Bir bebek iki saatte bir emecek.bebeğin emme süresi yaklaşık ( drlar kesinlikle 20 dak.dan fazla emzirmeyin derler) yarım saat kabul etsek.Ardından alt temizliği yapılacak.Ona da 15 dak.diyelim.Bu bizim için emzirme yarım saat+yarım saat=bir saat.Alt temizliği içinde 15+15=30 dak.Yani bir buçuk saat.Kaldımı bana yarım saat.Eee yat uyumaya çalış dal zaten geçiyomu bir yarım saat daha.Peki ben niye yatıyorum o zaman.Uyumadan kalk döngüye devam et.

Konuyu saptırmıyayım ben en iyisi sadede geleyim.Bir bebeğin-çocuğun iyi bir uyku alışkanlığı kazanması için gerekli olan şey ona uykuyu öğretmektir.Hamileyken okuduğum kitaplardan öğrendiğim şey şu.Kesinlikle bebeğe emzirtecek ya da alt temizliği yaptıracağınız zaman uykusunu bozacak şeyler yapmayın.Biz bunun için şöyle yaptık.Uzun bir süre zaten salonda yaşadık.Orada yattık kalktık ve oturduk.Salon ampullerinden birini gece lambası olarak değiştirdik.Yatacağımız zaman gece lambamızı yaktık.Gece kızlar uyandığında ya da emzirmem gerektiğinde ya da alt temizliği yapmam gerektiğinde ekstra hiç lamba yakmadık.Hep gece lambasıyla hallettik işimizi.Ve hiç konuşmadık.Bunun için azami özen gösterdim ben.Annem ve kayınvalidem arada kendilerini kaptırıp agu gugu yaptıkları zaman ikaz ettim.Aman dedim ses yok.Sakın konuşmayın.Ve böyle böyle kızlar gece uyumanın ne demek olduğunu öğrendiler.Biz gece uykusu konusunda hiç problem yaşamadık.Yani gecenin bir yarısı kalkıp oturup oyunlar oynamadık.Elbette uyandık bizde.Ama uyanınca ya suyumuzu içtik uyuduk Ya da emdik uyuduk.Kızların sık sık uyanmalarının nedeni benim hatam oldu.Biraz büyüdükten sonra yani yaklaşık 6-8 ay civarlarında ben artık uykusuzluğa dayanamadığım bir zamanda kendi yatağımda emzirmeye başladım.Hem onlar uyusun hem ben diyerek.O dönem çok rahat ettim.Uyuyabiliyordum artık.Ama bu durum kızların bana alışmasına ve sürekli benimle uyumak istemelerine neden oldu.Ben memnundum gerçi.Onlara sarılıp uyumaktan.Ama hala bu sorunumuz devam etmekte.Biz hala üçümüz birlikte yatıyoruz.Onlar uyuduktan sonra ben yataklarına götürüyorum.Ama gecenin bir yarısı yine uyanıyorlar ve benim yanıma geliyorlar.Benim yanımda yattıkları sürece sorun yok.Ama uyanıpda yanlarında beni göremeyince hopppp ya benim yanıma kendileri geliyor Ya da beni uyandırıp “anneeeee ben senin yanına” diyerek yanıma aldırtıyorlar kendilerini.Ve çoğu zamanda üçümüz uyumaya devam ediyoruz.Dün Karyayla yatarken ona http://gununcorbasi.blogspot.com/ da sevgili Yelizin Arcaya uyguladığı taktiği uygulayayım dedim.Tabi bizde Hülya ve Tuna yok ama Ecem var Yaren var, Yağmur var.Onlardan örnek verdim.Dinledi dinledi benim kuzu sonra bana ne dese beğenirsiniz.”Ama anne onlar büyük, ben daha küççük”.Peki madem dedim büyüyünce tekrar konuşuruz.Ve sarıldık yine birbirimize, sonra Damla da geldi üçümüz bir arada yattık uyuduk.

24 Kasım 2010 Çarşamba

DAMLA'DAN KARELER VE ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ KUTLUYORUZ.



Yukarıdaki fotolar tamamen Damla'mın çekimi.O kadar foto çekmeye meraklı ki.Ben çekim yapmaya kalkınca makineyi hemen elimden alıyor ve o başlıyor çekmeye.Tabi bize de poz vermek kalıyor.Damla çekmeyi Karya da poz vermeyi acaip seviyor.
Neyse efendim biz gelelim günlük yaşantımıza.Kızların dilleri iyice açıldı.Artık bize laf yetiştirmeye bile başladılar.Baya baya cümle kuruyorlar artık.Şaşkınlık belirtileri dahi var.Örneğin bir şey gördüğünde Karya:
"Bu ne beeee" diye kaba bir cümle kurmayı bile öğrendi.Bunun yanında en hoşuma giden ve beni bitiren cümleyi Damla kuruyor.Bir şey istediğimde Damla'mın verdiği cevap şu oluyor:
"Tamam annecim"
Bitiyorum, yüreğim eriyor resmen.O öyle söylediğinde ne kızgınlık kalıyor bende, ne istek.Her defasında alıp içime sokuyorum resmen.Tabi onlarında bu durum hoşuna gidiyor ki ikisi başlıyor bu kez defalarca "tamam annecim" demeye.Dün akşam kreşten aldık eve geliyoruz.Arabaya biner binmez Karya dedi ki:
"anne canan öğretmen dedi ki yarın elbise giyin gelin" inanamadım.Bir kez daha sordum doğrumu duydum diye.aynı şeyi söyledi yine.Kendi kendime dedim ki bu kız beni şimdiden yemeğe mi başladı acaba.Çünkü elbise giymeyi çok seviyor ve kılıfına mı uydurdu olayı.Damla'ya sordum o da tasdikledi.Peki dedim.Sabah giymeleri için elbiselerini akşamdan hazırladım.Yattık uyuduk.Sabah kalkar kalkmaz Karya "anne elbise" diye uyandı.Giydirdim.Çıktık evden.Okula vardık.Canan Öğretmen karşıladı bizi kapıda.Ona dedim siz böyle söylemişsiniz diye elbise giyindik diye."Evet" dedi "ben söyledim bugün öğretmenler günü diye şiir okuyacak kızlar" dedi.Nasıl yani dedim.Bize bayram tatilinde öğrenelim diye bir kağıt vermişlerdi içinde hem şiir hem şarkı vardı.Tatilin bitmesine bir kaç gün kala başladık çalışmaya ama kızlar şiiri sevmediler sadece şarkıyı öğrendik.Ne zaman şiiri öğretmeye kalksam hayır biz şarkı söyliyeceğiz dediler.Bende zorlamadım bu nedenle.Öğretmenimiz şiir okuyacaklar deyince "ama onlar şiiri ezberlemediler ki" dedim. O da "yoo onlar biliyor merak etmeyin" dedi öğretmenimiz.Şu an gök gürlemeye başladı ve yağmur da tabi ki.Neyse bugün öğretmenler günü ya hediyemizi de aldık.Kızlar çok heyecanlıydı hediye verecekleri için.Ne yaptılar çok merak ediyorum.Videoya çekecekmisiniz diye sordum ama sanırım çekilmeyecek.Sadece foto olurmuş öyle dediler.Bakalım yarına detay olursa yazarım yine.
Bu vesileyle tüm öğretmenlerimizin gününü kutluyorum.Halamızın ve eniştemizin özelikle.
Aylardır ilkokul öğretmenim aklımda.Onu bulmaya çalışıyorum.Kendisi Topaltı ilkokulunda öğretmenimdi.Sonra Halit Bey İlkokulundan emekli olmuş.Ama ne adresi var nede nerede olduğunu bilen.Adı Mukadder AKKAR..Belki beni okuyan ve onu tanıyan birileri çıkar.Ne kadar mutlu olurum o zaman.

22 Kasım 2010 Pazartesi

BAYRAM SONRASI



Bu bayram evdeydik.Hiç bir yere çıkamadık.Annem bizde olduğu için herkes bize geldi bayramlaşmaya.Çok yorucu ama bir o kadar da güzeldi.Kızların bayram sabahından fotosu bunlar.Herkesin geçmiş bayramını bu vesileyle kutluyorum.Tatil dönüşü henüz adapte olamadım.Bir kaç güne ancak kendime gelirim herhalde.

10 Kasım 2010 Çarşamba

BUGÜN BİZ.....VE YENİ KİTAPLARIMIZ...



Bugün canım M.nin yani namı diğer babişin doğumgünü.Sabah kalktık Karyanın keçileri her zamanki gibi üzerindeydi.Mızırdanmalar sürekli kucak istemeler falan.Bir ara kulağına eğildim ve "bugün babanın doğumgünü.Şimdi git iyiki doğdun de ve yanaklarından öp tamam mı?"Hemen keçileri gitti kuzumun ve koşarak babasının yanına gitti.Öptü yanaklarından kucağına atladı ve "iyi ki doğdun" dedi.Sonra Damlanın kulağına da fısıldadım.O da "iyi ki doğdun" dedi ama henüz yataktan çıkmadığı için başka bir faaliyette bulunmadı.Bugün babanemiz Kıbrıstan geliyor.Kociş üç gündür raporlu ve evde.Çünkü hasta.Ama bugün daha iyi.Doğum günü için kızların adına da hediye aldım.Akşamı sabırsızlıkla bekliyorum.Bakalım nasıl verecekler babalarının hediyelerini.
Kızlar bu aralar annişşş, babişş, karyuşşş ve damluşşş diye hitap ediyorlar.Özelikle Damla..
Öyle güzel annişş diyor ki..Allah'ım sana ne kadar şükretsem azdır.Bu kadar güzel, akıllı ve tatlı dilli iki kız çocuğunu bana verdiğin için.Pazartesi M.rapor aldı ve eve gitti.Akşam da gelip beni alacak buradan da kreşe gidip kızları alacaktık öyle konuşmuştuk.İş çıkışında M.geldi beni almaya arabaya binmek üzereyken kızları gördüm içeride.Önce kızları almış ve öyle beni almaya gelmişler.Nasıl şaşırdım, nasıl mutlu oldum anlatamam.Kızlarım artık beni işten almaya geliyorlar.Hakikaten çok büyük bir mutluluk.Ve acaip özlemiş oluyorum onları nedense.
Neyse lafı uzatmıyayım daha fazla.Ve Aşkımın, hayat arkadaşımın doğumgününü bir kezde burdan kutlayayım.
Canım benim.İyi ki doğmuşsun.Ve iyi ki seninle evlenmişim.Nice yıllara.Kızlarım senin gibi bir babaları olduğu için çok şanslılar.

Bugün NT'de dolaşırken yukarıdaki iki minik kitabı gördüm.Ve almadan edemedim.Birisi özgüvenle alakalı.Tamda Damlaya uyabilir diye düşündüm.Kızım kreşe başlayana kadar çok utangaçtı çünkü.Şimdi ise biraz daha rahat.Diğer kitap ise düzenli olmayla alakalı.Evde düzene ihtiyacım var.Henüz oyuncaklarını yada dağıttıkları şeyleri toplamıyorlar.Belki işe yarar bu kitapta evimiz eve benze artık.Hani derler ya evimi b.. götürüyor işte o durumdayız biz ne acı.

Kızların şarkıları söylerken ki videolarını kaydettim.Uygun bir zamanda bilgisayara aktaracağım inşallah.

Sabah 9,05 de sirenler çalmaya başlayınca her yıl olduğu gibi yine çok duygulandım.Ve düşündüm acaba onu unutamadığımızı biliyormu?Görüyormu bizi, duyuyormu?Her şeye rağmen seni unutmayacağız diyorum ve seni minnetle anıyorum ATAM...

4 Kasım 2010 Perşembe

BİR KÜÇÜCÜK NOT.....

Buuu anneeee ööödekkkkk(sağ elin baş parmağı sallanır)
buuu babaaa öödekkkk(sol elin başparmağı sallanır)
bunnada yavyulayıııııı(diğer bütün parmaklar sallanır)
derede yüzoladıııı(parmaklarla yüzülür gibi yapılır)
bi balık deldiii hammmm...(bi şekilde ham yapılır işte)

Bizim bu aralar favori şarkımız bu..Bayılıyoruz buna.Hatta anlattımmı bilmiyorum 28 Ekim yarım gündü ya hani.Bizde işe gelmiştik.Eve dönerken askerlerin prova yapmak için Konağa geldiklerini gördük.Araçlarının yanında bir kaç asker vardı.Benim kuzular da askerleri çok sevdikleri için (askeriyenin önünden her geçişimizde anne askerrrr diye bağırıyorlar ve göremedikleri zaman deliriyorlar) tuttum ellerinden gittik askerlerin yanına.
Ben-asker abileri kızlarıma bir merhaba dermisiniz.Askerleri çok seviyorlar çünkü.
Asker-Merhaba güzel kızlar.Siz ne kadar şekersiniz.(Bu arada onların göz hizasına eğilir)
Nasılsınız? Adınız ne?
Karya-Buuuu anneeee öödekkkkk.....
diye başladı asker abisine şarkı söylemeye.Abi bayıldı tabi bu duruma.Karşılıklı el salladılar ve ayrıldık ordan.Bu aralar Karya kimi görse hemen başlıyor bu şarkıya..Yeni şarkılarımızda var ama öğreneyim onlarıda yazacağım..

1 Kasım 2010 Pazartesi

GİZEMİN MAKİNESİNDEN FOTOLAR

Dün akşam Hilal Ablamlara gittik.Kızlar aşklarını çok özlemişlerdi.Zaten köyden de halam gelmişti.Hem halamı görelim hem Hilal Ablamı görelim diye onlara gittik.Kızları kreşten aldık ve dedik ki size bir sürprizimiz var.Bir yere gideceğiz.Hilal Ablayı görene kadar da söylemedik sürprizimizi.Hilal Ablamı ve Gizemi gördüklerinde görmeliydiniz hallerini.Nasıl sevindiler nasıl mutlu oldular.Çok özlemişler Teyzelerini.Akşam Gizemin laptopuna bakarken gördüm fotoları ve Gizem sağolsun yükledi hemen.Bende anı kalmasını istediğim için hepsini bloga ekliyorum.Çokkk eski günlere ait fotolarda var.






Bu foto çok komik.Hediye paketi kağıdını Karyaya tutturmuşlar.Ama yakışmış dimi.
Aşkısının kuzusu.En sevdiği şeydi.
Hepsi boyanmış.Tiplere bak...
Kuzummm nasılda güzel yiyor...Yarasın kuzum sana...
Şirinem benim...
Market güzelleri...
Gizem ve iki minik maymun..




Karya ve kuzenimin oğlu Ordahan..
Hepsi melek gibi değil mi?
Şu güzelliğe bakın ya....Gizem inşallah şansında yüzün kadar güzel olur.Senin için yazmak istediğim o kadar şey var ki.Her şeyden önce seni ne kadar çok sevdiğimi bilmeni istiyorum.Sen ve Sultan elimde büyüdünüz.Şimdi ikinizinde genç kız olduğunu görüyor ve sizinle gurur duyuyorum.Senin için en çok istediğim şey kendine uygun insanlarla birlikte olman.Sana yakışır ve seni taşıyabilecek insanlarla.Sen her şeyin en iyisine layıksın inan bana.Benim için çok ama çok değerlisin.
Karya ve Ordahan yine.

Cicular ve benim meleğim..
Bu da benim diğer sevdiğim yaratık.Sultan ve KArya.Sultan da benim için çok değerlidir.Çok sevdiğim insanlar arasındadır.O şimdi büyüdü ve nişanlandı.İnsan kızını evlendirirken ağlar ya hani.Ben de Sultanı nişanlarken öyle ağladım işte.Çok duygulandım çünkü.Demiştim ya Gizem ve Sultan elimde büyüdü.Az bakmadım onlara evde.
Ve biz....
Çok güzelsiniz...
Aşkımmmm.....

Geçen yıl anneler gününde hilal ablamızın anneler gününü kutluyor Karya..

offff poza bakın hele....

Kuzum memesinden ayrılalı ne kadar zaman oldu.Unuttu..Ben bile yadırgıyorum şimdi onu emzikle görünce.