2 Ekim 2011 Pazar

YORUMSUZ FOTOLAR


















Üstteki fotolar Bodrum günlerimize ait.Alttakiler ise Karaburun günlerimizden.


Dahası da var ama daha sonra.

23 Eylül 2011 Cuma

ARA VERMEK YADA VERMEMEK..İŞTE BÜTÜN MESELE BU..

Yine uzun zaman oldu yazmayalı yazamayalı.Artık yazamıyorum.Ciddi anlamda yazma kaybına uğradım.Düşündüklerimi kelimelere dökememek bir türlü, artık düşündüklerimi ifade dahi edemiyorum.Artı birde unutkanlık cabası.Geçenlerde kuzenim Pınar'la akşam bizim balkonda oturup kahve keyfi yaparken bir yandan da eski günlerden bahsediyorduk.O anlatıyor bense "hadi yaa onu da mı yapmıştık, aaa o kimdi ki" şeklinde sorularla ona eşlik ettim.Ve anladım ki ben çok ama çok vahim durumdayım.Bu kadar unutkanlık hiç ama hiç normal değil. Geçmişimden bazı parçaları silmişim resmen. Ben böyleyim işte bu aralar.Tabi unutmadan birde sinirlerimin ne kadar gergin olduğunu söylemeliyim.Her an evde bir sinir harbi yaşanması sözkonusu.En ufak şeyler bile sinirlerimi yıpratmaya yetiyor.Üstelik tahammül sınırım neredeyse sıfıra yakın.Böyle olunca da kızların yaptığı en ufak bir hata bile hoop evde sesimin yükselmesine neden oluyor.Bunun için evde olmamıza bile gerek yok.Zaman ve mekan artık önemli değil benim için.Eskiden sokakta çocuklarına bağıran kadınları ayıplardım."cık cık cık ne kadar ayıp.Kadına bak çocuğuna nasıl da bağırıyor" şeklinde. Çok utanç verici ki şimdi aynı şeyi bende yapıyorum.Dün kızları aldık eve gidiyoruz arabada.Ve ben M.ye et alalım akşama yiyelim şeklinde fikren telkinde bulunuyorum.O da bana "aslında dün kipa dan alacaktım ama satıcı etin sinirli olduğunu söyledi bende almadım bu yüzden" dedi.Karya ise damla'ya dönerek ve kıkırdayarak "bak Damma et annem gibi sinirliymiş kikiki" şeklinde bir cümleyle yanıt verince ben ne yapacağımı bilemedim.Artık pes diyorum sadece.Bu çocuklar acaip yaratıklar oldular.
Bunlar kesin büyük aslında ama çocuk taklidi yapıyorlar.Bunlar gerçek anlamda CÜCEEEE...
Bazen bana verilen cevapları duysanız aklınız şaşar.Çünkü ben hakikaten çoğu zaman dumur oluyorum.Yok böyle cevaplar.Özelikle Damla bu konuda çok iyi.Çok hazır cevap bir cüce.
Bana karışmayınlardan tutunda bize akıl vermelere kadar her şeye mantıklı konuşmaları var.
İnanılmaz.
Büyüyecekler mi, büyüyorlar mı derken büyüdüler işte.Şimdi kreşte ikinci yılımıza başladık.Ve başlarken hiç sorun yaşamadık.Bir önceki sınıfları güllerdi (hala güller) oradaki arkadaşları ve öğretmenleri menekşeye geçtiler.Biz ise güllerde kaldık.Bu durum benim canımı çok sıkmıştı.Kızlar küçük diye güllerde kalmasını önermişti Müdüre Hanım.Bense tedirgindim bu konuda.Arkadaşları ve öğretmenlerinden ayrılacak olmaları, yeni çocukların gelecek olması kızları olumsuz etkiler diye düşünüyordum.Ama yanılmışım.Benim cücelerim ne kadar güçlü olduklarını bana bir kez daha gösterdiler.Hiç zorluk yaşamadılar.Şu kısacık hayatlarında sevdikleri herkesin-Hilal abla, anane, öğretmenleri ve arkadaşlarının-onları terkettiklerini düşünecekler diye korkuyordum halbu ki ben.Bütün bunların onlar için derin izler bırakacağını düşünüyordum.Ama yanılmışım.Asıl derin izler bende kalmış anlaşılan.Ben onlardan daha zayıfmışım açıkçası.

Umarım bundan sonra sıcağı sıcağına yazabilirim.Yoksa şu oturtmalı kelimeleri ve cümleleri mümkün değil hatırlayamam.
Fotoları daha sonra eklerim.

19 Temmuz 2011 Salı

UFFFF NE YAZACAĞINI BİLEMEMEK NE KADAR DA KÖTÜ...

Uzun zaman oldu değil mi?Ama elimde değil yazamıyorum.Kafamın içindeki düşünceleri dökemiyorum yazıya.Ne oldu bana bilmem.Tatil zamanım geldi desem uzunca bir süredir bu haldeyim.E tabi tatil zamanım geldi de geçiyor bile.Ağustos sonunda tatile çıkıyoruz.Kızların kreşi o zaman kapanıyor çünkü.İki hafta yokuz, bayramla da birleşecek iyi olacak kanımca.Tatil dönüşü düzelirim diye umut ediyorum ama daha da çok var o zamana.


İnsanın kendini kapattığı dönemdeyim işte.Her şey gönlümün derinliklerinde.Kırgınlıklarım, üzüntülerim, hayal kırıklarım da cabası.İnsan beklentilerini yüksek tutunca hayattan eşekten düşmüşe benziyormuş.Ben bunu biraz geç öğrendim.Ama iyi oldu.Kimselere güvenmemeyi bu vesileyle öğrendim.Yada kimse için beklentini yüksek tutmayacaksın yoksa hayal kırıklığının en büyüğünü yaşıyorsun.Annemin gidişiyle tek başıma ayakta kalmak zorladı beni.Ona olan özlemim ise her geçen gün artıyor.Hala onun yokluğuna alışmaya çalışıyorum.Kızlar ise beklenti içindeydiler daha düne kadar.Anane iyileşip gelecek ve onunla kaldıkları yerden devam edecekler.Söyledik bizde dayanamayıp, çünkü ne kadar geciktirirsek o kadar kötü olacak onlar için.Ki bir şeyleri seziyorlardı zaten ama adını koyamıyorlardı.Duyunca çok ağladılar.Ama benim ağladığımı görüp kendileri susup beni teselli etmeye başladılar.Yavrularım..


İnsan ana olunca bambaşka duygular içinde oluyormuş.Bu karşılıksız sevgi var ya insanı öldürür.Nasıl bir şeydir bu insanın aklı ermiyor.


Neyse bu kadar dramdan sonra kızların ne yaptığını anlatmalıyım.Okulumuzda bir yılı doldurmamıza az kaldı.Kızlar öyle çok şey öğrendi ki.Şaşıp kalıyorum bazen.Ve inanılmaz derecede büyüdüler.BAzen bakıyorum da o iki minik cadının benim olduğuna inanamıyorum.HAftasonları sürekli geziyoruz.Bir haftasonu doğal yaşam parkına gittik.Orada hayvanları gördük, kızlar bayıldı tabi.Ve haftasonlarımızı izmirin en güzel yönlerinden biri olan denize yakınlığı yüzünden denize giderek değerlendiriyoruz artık.Damla neredeyse yüzmeyi öğrenecek.Koluna kolluklarını ve beline de simitini takıp atıyor kendini suya.Ve korku yok maşallah.Yüzüyor kendince.Karya ise kumsala bile inmiyor.Neymiş efendim kumlar varmış, deniz çamurluymuş, deniz üstüne üstüne geliyormuş, hiç eğlenceli değilmiş.eee afrodit olmak kolay değil tabi.Süsü püsü bozulur kızımın.Ama bu haftasonu gittiğimizde dönmemize yakın damlanın yanına usul usul gidip kumlarla oynadı.Ve yavaş yavaş denize ayaklarını sokabildi.Bir sonraki gidişimizde kendi başına denize gireceğini umut ediyorum.Önümüzdeki iki haftasonu düğünlerimiz var.Bu hafta sünnet düğünü sonrakinde ise kuzenimin kızı evleniyor.Ve kızlar gelinlik giyecek sultanın düğününde.Çünkü gelin kızımız kızlarımı nedimesi yapacakmış.Zamane kokoşları böyle oluyor demek.Kızlara gelinlik aldım ama köşe bucak saklıyorum.Yoksa hergün giyecekler.Haberler şimdilik bu kadar.Bakalım bende ki sukunet ne kadar daha devam edecek.

24 Mayıs 2011 Salı

MERHABA.........

















































Uzun zaman oldu yazmayalı.Yazamayalı.Kızların anneler günü gösterisi oldu kreşte.Oradan fotolar.Muhteşemdi benim için.Kızlarım büyüdü, kreşe başladı ve gösteri bile yapabiliyorlar artık.Aslında gösteriden çok yıl içinde öğrendiklerinin bize yapılan sunumuydu bu.Onlarla gurur duydum.Bir anne olarak ağladım.Bir evlat olarak da ağladım.Çünkü bu arada annemi kaybettim.14 Nisan tarihinde annem sonsuzluğa gitti.Hastalığının pençesinde uzun süre mücadele etti ama yenildi.Yenildik.Onsuz bir hayat benim için çok zor olacak.

9 Nisan 2011 Cumartesi

YENİ AMA ESKİ FOTOLAR...



Düşündümde ben ne zamandır bloguma yeni foto ekleyemiyorum.Neden?Çünkü işyerimdeki eski bilgisayarım gitti yenisi geldi.O giderken bütün dosyaları güya yedekledik ama benim fotolar ne olduysa yedeklenmemiş.Hal böyle olunca foto ekleyemez oldum.Ama şimdi evdeyim, kızlar tv izliyor.Bende açtım bilgisayarımı hadi dedim yapamdığım şeyi yapayım.Foto ekliyeyim.Ama albümleri gezerken hiçde yeni fotomuz olmadığını farkettim.Hepsi hala makinede.En kısa zamanda M.ye söylemeli.Neyse efendim aylar önce hani heryer buz keserken bir haftasonu kahvaltıya gitmiştik.Oradan karlı bir kaç foto.Çok şükür Allah'ıma İzmir e de kar yağdı işte buda ispatı.

28 Mart 2011 Pazartesi

BLOGSPOTUN KAPANMASI İLLALLAH DEDİRTTİ...

Şu blogspotun kapanması işi delirtti beni.Zaten yazasım yok ne zamandır.Tam canım yazmak istiyor açıyorum hadeeeee "bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir".Kardeşim benim blogumda illegal bir şeyler yok ki.Neden kapanıyor.Yasal olmayan işler yapanlar çeksin cezasını, bizim ne suçumuz var ki. İnsanın gerçekten isyan edesi geliyor.Neden diye soruyor.Belirli blogların yaptıkları suçun cezasını neden genele kesiyorlar.Neyse inşallah bu son olur. Biz her zamanki gibiyiz.Kreşe devam ediyoruz.Üç yaşın tüm güzelliklerini ve özeliklerini yaşıyoruz.Artık oyun kurabiliyoruz.Birlikte rahat rahat oyun oynayabiliyoruz.Kavgalarımız iyice azaldı.Bir şey istediğimizde birbirimizden rica edebiliyoruz.Kitapları seçebiliyoruz.Her akşam bir kitap okuyoruz.Anne bitirince kızlardan biri mutlaka tekrar okuyor kitabı.Artık her şeyi anlayabiliyoruz.Mantıklı açıklanan her şey bize makul geliyor. Cuma günü kreşten 2 tl istendi.O parayla kreşteki diğer öğrencilerle ve öğretmenleriyle bir kitabevine gittiler ve kızların kendi seçtikleri birer kitabı aldılar.Akşam kızlara sordum nasıl geçti neler yaptınız diye.KArya "anneeeee kitapçı çok güzeldiiiii, ben çok beğendimmmm" dedi. Anasının kızı işte.Kitapçıya gittiğimde o kokuyu içime çekince huzur bulurum ben.KAryaya sordum nasıl kokuyordu diye o da" kitap kokuyorduuu" dedi. Kitap kokusunu bir kere aldılar ya inşallah bundan sonra o kokudan asla vazgeçmezler..

16 Mart 2011 Çarşamba

ŞÜKÜR KAVUŞTURANA

Uzun zaman oldu biliyorum.Benim canım yazmak istemedi, blogspot kapandı.Nihayetinde uzun bir ayrılık oldu aramızda.Ama ayrılık nereye kadar.İllaki yazmak lazım.Yoksa kuzuların yaptıkları zaman içinde unutulup gidecek.Oysa ki unutulmamalı.Bu blogun açılma amacı onların yaşamından anları kayıt altına almaksa bu yapılmalı.O halde bizde devam edelim.Ara vermek gereksede ara ara vazgeçmemeli amacımızdan.
Efendim kızlar aynen kreşe devam ediyor.Babaannemizin ayağında çatlak oldu ve alçıya alındı.O bizim evde dinleniyor güya.Kızlardan fırsat bulsa dinlenecek kadın ama işte ne yapsın eli mahkum idare etmeye çalışıyor.Ayağında nasıl çatlak oldu anlatmadan olmaz.Çünkü bu durum da benim kızlarla ilgili.Bir cuma günü kızların evde kalmasını istedi babaanne.Uyuyup dinlensinlerdi amaç.O gün öğleden sonra havanın güzel olmasını fırsat bilerek sitenin bahçesinde bulunan basketbol sahasına götürmüş kızları.Yanlarına da top almışlar.Sahada başka çocuk olmadığı için üçü beraber top oynamaya başlamışlar.Nasıl olduysa düz yolda top peşinde koşarken düşüvermiş işte.Bizi aradı, apar topar gittik eve ve işte sonuç 3 hafta alçıda kalacak bir ayak.Babaanne her akşam yatarken kızlara der ki: Çocuğum sabah uyanırsanız hemen benim yanıma gelin, erken kalkarsanız ben size kahvaltı hazırlarım.Aç aç okula gitmeyin.E benim kızlar söz dinler.Sabahın köründe kalkıp babaannelerinin yanına giderler, hadi babaanne kalkalım, acıktık derler.Bu arada saat kaçtır.Önce sabah 06,30'la başlar kalkmalar ve bilumum saatler olarak devam eder.Örneğin sabahın 05,30'u yada sabahın 04,15'i gibi.Biri kalkmazsa mutlaka diğeri kalkar.Tabi babaannenin şikayetleride başlar bu durumda.Ben size sabah gelin gecenin köründe gelin demedim ki der.HAklı kadın.Herkes derin uykudayken benim sıpaların kalkıp kahvaltı etmeleri sonra arabada okula giderken sızıp kalmaları normal değil.Ama ne yapalım dedim ya söz dinliyor akıllı kızlarım.
Çok tatlı dilli oldular.İnsanın yüreğinin yağlarını eritecek kadar tatlı dilliler.Her gün bana "anneciğim, benim cücel annem" deyip boynuma sarılmaları, sabahları giyindiğimde "annem çok cücel olmuşun" demeleri bitiriyor beni.Öyle güzel ifadeleri var ki.Dün arabada eve giderken bir anda didişmeye başladılar.Damla ağlamaya ve KArya diye seslenmeye başladı.Karya da tık yok bu arada.Bir ara DAmla yine Kaaayaaa diye ağlarken KArya döndü ve "ependimmm, tamam aalamaaaa" dedi ve kardeşinin boynuna sarıldı.İkisinin birbirine öyle sarılması mahvetti beni.Gözlerim doldu ve Allah'ım sen ayırma bunları birbirinden diye dua etmeme sebep oldu.
Sonraaaaa, sonraa başka neler var bakalım beyin haznemizde.
Evet birde DAmla ile babamızın muhabbeti var.Bunu da yazmadım sanırım.Damla TV izlemeyi çok seviyor.Neredeyse bağımlı oldu.Özelikle KAyu delisi.Bir gün M.Damla'ya der ki:BAk DAmla çok fazla TV izliyorsun kızacağım ama artık.DAmla: O zaman sende maç izlemeeee.
Çocuk babasını can evinden vuruyor.Ve M.diyecek şey bulamıyor bu durumda.
Olaylar hakkında mantık kurmaları harika.
mesela bir gün güneşin batımı hakkında konuşuyoruz.ben diyorum ki, güneş batıyor ve evine gidiyor, çünkü evinde onu çocukları bekliyor.Damla dan cevap:Ama anne güneş insan değil ki, onun nasıl çocukları olur.Ben dumur...
Yine dün akşam güneşin batımıyla ilgili:Damla, güneş gidiyo geliyo, gidiyo geliyo ve sonra sıcak oluyo bahar geliyo.Yani biz artık domana (dondurma) yiyebiliriz.
NAsıl ama.Güzel çıkarımlar değil mi?
Aklımdakiler bunlar.Ara ara yazacağım yine.Bizde inciler başladı tükenmez artık..