Eşimle kaç gündür kızları doktora götürmek için planlar yapıyoruz.Ama bir türlü vakit ayıramadık nedense.Hep bir şeyler çıktı.HAvalar çok soğuktu.Sürekli sağanak halinde yağmur yağdı v.s.Neyse dün dedik hadi yarın götürelim.Önce kan ve idrar tahlillerimizi yaptıralım bir poliklinikte elimizde olsun.Onları da alıp doktorumuza-henüz olmayan (çünki önceki doktorumuzu değiştirmeye karar verdik bazı nedenlerden dolayı) ama olması için son hızla araştırmaları devam eden ve sanırım artık bir isim konusunda son aşamaya geldiğimiz doktorumuza gösterelim.Dün akşam kızları erkenden yatırdık.Gündüz bir kere uyumuşlar çünki.
Onu da ben tembihlemiştim evdekilere.Gece uyumuyorlar belki gündüz uykusu fazla geliyordur diye.Neyse erken dediğim de saat 21,30.benimkiler saat 22,30-23,00 den önce uyumuyor.Hatta son günlerde Damla iyice abartıp gece 00,00 lara kadar oturmaya başladı.Uyutmak istersek ağlıyor.Konumuza dönelim.Saat 22,00 gibi uyudu ikisi de.Bende yataklarına götürdüm yatırdım.
bende yorgunluktan dedim erkenden uyuycam.Yattım büyük bir hevesle.Yarım saat sonra Karya mızıldadı.Emziğini verdim ağzına.Yok hala mızıldıyor.Su verdim içti.Emziğini de aldı.Uyudu.Bu arada Damla da Karya'nın sesine uyandı mızıldandı o da su içti ve uyumaya devam etti.Aradan bir kaç dakika geçti bööööğğğğ diye bir sesle irkildim.Karya'nın midesi bulanıyor.Hemen kaldırdım.Elime biraz çıkardı.Baktı az gelmiş elime yeterli diil, ben bu yatağı ve etrafı nasıl kirletirim derkennnnn tekrar ve daha şiddetli bir böööğğğğğ le her yerimiz battı.Ama kuzum nasıl korktu, nasıl ağladı anlatamam.Çok fenaydı çok.Onun ağlamaları Damla'yı da uyandırdı ve Damla kardeşini öyle görünce daha çok korktu sanırım ve daha çok ağlamaya başladı.hemen temizledik Karya'yı.Salona götürdük biraz oyalandılar ve onu uyuttuk salıncağında.Ama Damla ne mümkün.Babasının peişinde dolaşıp duruyor.ninni söylüyorum kuzuya.Sözleri şöyle.
Dandini dandini danalı bebek.
Elleri kolları kınali bebek.
Annesi babası çok sever.
Uyusunda büyüsünde nazlı bebek.
Benim sıpa kızım babası kısmına daha gelmeden başlıyor bab demeye.Babası gelsin alsın kucağına gezdirsin istiyor.Babaya odaya girme yasağı koydum sonrasında ve o da salıncağında zorla da olsa uyudu.Sabah kızlar uyanınca ikisine de azcık kahvaltı ettirdik.Bu arada Hilal Ablam Karya'nın idrarında koku var gibi dedi.bende farketmiştim ama yediklerinden olabilir diye önemsememiştim açıkçası.Bizim daha önce idrar yollarımızda enfeksiyon olduğu için bu konu beni çok korkutuyor.Hemen idrar poeştlerimizi taktık örnek alabilmek için.Daha evden çıkamadan Karya idrarını yaptı ama poşete diil üstüne başına.dedik hadi poliklinikte tekrar alırız inşallah.İnşallah diyoruz çünki kızlardan idrar örneği almak çok zor.ben her defasında 5-10 adet poşet heba ediyorum.Kliniğe gittik laborant ablamız ben takayım dedi poşetleri.Bizim beceremediğimizi düşündü heralde.Damla zaten poşet takılırken bastı yaygarayı.Ardından da kan alınırken ortalığı ayağa kaldırdı.Karya da çok ağladı ama Damla kadar diil.İkisini aynı anda o ortamda bulundurmamaya çalışıyoruz.etkilenmesinler diye.Ama biri ağlarken mutlaka diğeri de ağlıyor işte.İdrar örneği alabilmek adına uzun bir süre kaldık kinikte.Bu süre zarfında belimiz koptu.Canları yanan kızlar kucaktan inmedi bir türlü.Kan tahlillerimizi yaptırdık ama maalesef idrar örneği alamadık.Kan değerlerimizde önemli bir sorun yok dedi klinikteki dr.Bakalım kendi dr umuz ne diyecek bu duruma.Akşama eve giderken yine bir dolu idrar poşeti almam gerek.Hummalı bir çalışma beni bekliyor.
9 Ocak 2009 Cuma
8 Ocak 2009 Perşembe
ECE'YE GEÇMİŞ OLSUN!
Canım arkadaşım Ece' m mucizem... hasta olmuş.
Minik Ece'ye acil şifalar diliyor ve tez elden iyileşmesini istiyoruz.
Allah'ım ne olur minikler hasta olmasın.
Kıyamıyorum onlara.
Minik Ece'ye acil şifalar diliyor ve tez elden iyileşmesini istiyoruz.
Allah'ım ne olur minikler hasta olmasın.
Kıyamıyorum onlara.
İŞ YERİ FOTOLARIMIZ
geçen haftasonlarından birinde, bir cumartesi günü babamız çalışıyordu.
Tarih 27 Aralık 2007. Babaannemizin Kıbrıs tan döndüğü gün.Babamız havaalanına gidip annesini aldı ve birlikte eve geldiler.Bizde ne yapalım diye düşünürken hadi kızları da alıp ayakkabı bakalım diye düşündük.Hava kapalı ve buz gibiydi.Sıkı sıkı giydirdik.Ve dışarı çıktık.Ayakkabılarımızı apar topar aldık ve ordan iş yerimize gittik.Ben bir üst katta çalışıyorum.
Ama kızlarımdan dolayı haftasonları mesaisine gitmiyorum.Bu fotolar babamızın katındaki görüntüler.
Karya her zaman ki gibi bakışlarıyla anlatıyor dimi:))
Şu masumluğa bakın yaaaa...
Bu şaşkın ifade neden acaba?
Tarih 27 Aralık 2007. Babaannemizin Kıbrıs tan döndüğü gün.Babamız havaalanına gidip annesini aldı ve birlikte eve geldiler.Bizde ne yapalım diye düşünürken hadi kızları da alıp ayakkabı bakalım diye düşündük.Hava kapalı ve buz gibiydi.Sıkı sıkı giydirdik.Ve dışarı çıktık.Ayakkabılarımızı apar topar aldık ve ordan iş yerimize gittik.Ben bir üst katta çalışıyorum.
Ama kızlarımdan dolayı haftasonları mesaisine gitmiyorum.Bu fotolar babamızın katındaki görüntüler.
Karya her zaman ki gibi bakışlarıyla anlatıyor dimi:))
Şu masumluğa bakın yaaaa...
7 Ocak 2009 Çarşamba
MİM'LENDİM!!!
Sevgili arkadaşım blogdaşım Ece' m mucizem... blogunun sahibi ve çok tatlı Ece'nin annesi Belkıs'cım beni mimlemiş.Bu benim ilk mim'lenmem ve heyecan yaptım açıkçası.Belkıs'ın beni mimlediğini dün gördüm ve ne yapıcağımı düşündüm.Sorulara nasıl cevap verecektim.Sabah işe gelince ilk işim sorulara bir göz atmak oldu.Şimdi de gelelim bu sorulara.
1-En sevdiğiniz kelime?
"Anniiiiiiii kızlarımın deyimiyle."
2-En nefret ettiğiniz kelime?
"Anladın mı? diye sorulunca bana bütün cinlerim tepeme çıkıyor.Niye anlamıyayım kardeşim
ben salakmıyım.Yada öyle mi görünüyorum acaba"
3-Sizi ne heyecanlandırır?
"Hayatımda yaşayacağım her ilk beni heyecanlandırır.Şu mimlenme olayı bile beni
heyecanlandırmaya yetti mesela"
4-Heyecanınızı ne öldürür?
"Aynı heyecanın benimle birlikte paylaşılmaması."
5-En sevdiğiniz ses nedir?
"Kızlarımın gülme sesleri.Bayılıyorum onların kahkahalarına.Hele Karya'mın gülerken
çıkardığı enteresan bir ses var.Çok ilginç gerçekten.Siz de duysanız eminim bayılırsınız."
6-Nefret ettiğiniz ses nedir?
"Havalı korna dedikleri korna sesi.Hadi normal korna sesine bir nebze de olsa alıştık. Ama
şu havalı kornayı çalan kamyoncuyu bir elime geçirsem var ya. Bilmiyorum ne yaparım
artık. Adam tam da kızlar uyurken ya da uyumaya çalışırken basmıyo mu şu kornaya.
Şeytan diyor git yapış gırtlağına."
7-Hangi mesleği yapmak istemessiniz?
"Kesinlikle öğretmenlik yapamam ben.Çok tahammülsüz bir insanım.Birisine bir şey
öğretemiyorum.Bir şeyi saatlerce anlatamam ben.Ve de defalarca hiç bana göre diil."
8-Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?
"Zamanda yolculuk yapabilmeyi isterdim.Böylelikle sorunları kökten daha başlamadan
çözmeye çalışırdım.
9-Kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz?
"Yine kendim olurdum .Ben beni seviyorum çünki."
10-Nerde yaşamak isterdiniz?
"Eşimle en büyük hayalimiz bir sahil kasabasında yaşamak.Er geç bu hayalimizi
gerçekleştireceğiz.Buna inanıyoruz.Şu an bazı sebeplerden dolayı bu konuya engellerimiz
var ama inşallah bu engeller ortadan kalktığında çok ciddi düşüneceğiz bu konuyu."
11-En önemli kusurunuz nedir?
"Çok asabiyim her şeye o kadar çabuk sinirleniyorum ki.Biraz daha relax olmam lazım.
Bir de küs kalamıyorum ben.Birisine küstüğüm zaman özelikle de eşime içim bir tuhaf
oluyor.Normalde çok konuşan bir insan da değilim ama konuşamamak bana dokunuyor
sanki.Ne anormal bir davranış.Küs işte tadını çakır demi.Azcık yap kaprisini.Nerdeeee.."
12-Size en fazla keyif veren kötü huyunuz hangisidir?
"Kötü örnek olmamak adına buraya yazmıyorum."
13-Kahramanınız kim?
"Eşim.Kahramanım olmasaydı zaten evlenmezdim onunla:)"
14-En çok kullandığınız küfür nedir?
"Herkes gibi sinirlendiğimde ufak çaplı sözcükler çıkar ağzımdan"
15-Şu anki ruh haliniz nasıl?
"Depresif (Uykusuzum ve canım sıkkın), agresif."
16-Hayat felsefinizi hangi slogan özetler?
"Gencim, güzelim, ikizannesiyim ama UYKUSUZUM"
17-Mutluluk rüyanız nedir?
"Kızlarımın sağlıklı, sıhhatli ve mutlu olarak büyümeleri.Onların mutluluğu benimde
mutluluğum çünki"
18-Sizce mutsuzluğun tanımı nedir?
"Kızlarım hasta olduğunda çok mutsuz ve agresif hissediyorum kendimi."
19-Nasıl ölmek istersiniz?
"Kesinlikle acı çekmeden ve uyurken.Farketmeden yani.Bi bakmışım ölmüşüm. Ama ölmek
ve ölmeyi düşünmek için çok erken.Daha çokk işim var.Yeni anne oldum.Tadını
çıkarmalıyım.Onları büyüteceğim, eğiteceğim.Sağlıklı olmaları için elimden geleni
yapacağım.Oooooooo daha çokkkkk işim var benim. Şaka bir yana kızlarımın büyüdüğünü
ve evlendiğini çok isterim.Hatta torunlarımı bile görmeyi çok isterim.Ama eşimle birlikte.
Allah herkese evladının mutluluğunu göstersin.AMİN."
20-Öldüğünüzde cennete gidersiniz Tanrı'nın size kapıda ne söylemesini
istersiniz?
"Çok iyi bir anne oldun"
bende MEHMET EREN'LE YOLCULUK blogunun sahibi sevgili arkadaşım Cavidan'ı mimliyorum.
Kolay gelsin Cavidan'cım
1-En sevdiğiniz kelime?
"Anniiiiiiii kızlarımın deyimiyle."
2-En nefret ettiğiniz kelime?
"Anladın mı? diye sorulunca bana bütün cinlerim tepeme çıkıyor.Niye anlamıyayım kardeşim
ben salakmıyım.Yada öyle mi görünüyorum acaba"
3-Sizi ne heyecanlandırır?
"Hayatımda yaşayacağım her ilk beni heyecanlandırır.Şu mimlenme olayı bile beni
heyecanlandırmaya yetti mesela"
4-Heyecanınızı ne öldürür?
"Aynı heyecanın benimle birlikte paylaşılmaması."
5-En sevdiğiniz ses nedir?
"Kızlarımın gülme sesleri.Bayılıyorum onların kahkahalarına.Hele Karya'mın gülerken
çıkardığı enteresan bir ses var.Çok ilginç gerçekten.Siz de duysanız eminim bayılırsınız."
6-Nefret ettiğiniz ses nedir?
"Havalı korna dedikleri korna sesi.Hadi normal korna sesine bir nebze de olsa alıştık. Ama
şu havalı kornayı çalan kamyoncuyu bir elime geçirsem var ya. Bilmiyorum ne yaparım
artık. Adam tam da kızlar uyurken ya da uyumaya çalışırken basmıyo mu şu kornaya.
Şeytan diyor git yapış gırtlağına."
7-Hangi mesleği yapmak istemessiniz?
"Kesinlikle öğretmenlik yapamam ben.Çok tahammülsüz bir insanım.Birisine bir şey
öğretemiyorum.Bir şeyi saatlerce anlatamam ben.Ve de defalarca hiç bana göre diil."
8-Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?
"Zamanda yolculuk yapabilmeyi isterdim.Böylelikle sorunları kökten daha başlamadan
çözmeye çalışırdım.
9-Kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz?
"Yine kendim olurdum .Ben beni seviyorum çünki."
10-Nerde yaşamak isterdiniz?
"Eşimle en büyük hayalimiz bir sahil kasabasında yaşamak.Er geç bu hayalimizi
gerçekleştireceğiz.Buna inanıyoruz.Şu an bazı sebeplerden dolayı bu konuya engellerimiz
var ama inşallah bu engeller ortadan kalktığında çok ciddi düşüneceğiz bu konuyu."
11-En önemli kusurunuz nedir?
"Çok asabiyim her şeye o kadar çabuk sinirleniyorum ki.Biraz daha relax olmam lazım.
Bir de küs kalamıyorum ben.Birisine küstüğüm zaman özelikle de eşime içim bir tuhaf
oluyor.Normalde çok konuşan bir insan da değilim ama konuşamamak bana dokunuyor
sanki.Ne anormal bir davranış.Küs işte tadını çakır demi.Azcık yap kaprisini.Nerdeeee.."
12-Size en fazla keyif veren kötü huyunuz hangisidir?
"Kötü örnek olmamak adına buraya yazmıyorum."
13-Kahramanınız kim?
"Eşim.Kahramanım olmasaydı zaten evlenmezdim onunla:)"
14-En çok kullandığınız küfür nedir?
"Herkes gibi sinirlendiğimde ufak çaplı sözcükler çıkar ağzımdan"
15-Şu anki ruh haliniz nasıl?
"Depresif (Uykusuzum ve canım sıkkın), agresif."
16-Hayat felsefinizi hangi slogan özetler?
"Gencim, güzelim, ikizannesiyim ama UYKUSUZUM"
17-Mutluluk rüyanız nedir?
"Kızlarımın sağlıklı, sıhhatli ve mutlu olarak büyümeleri.Onların mutluluğu benimde
mutluluğum çünki"
18-Sizce mutsuzluğun tanımı nedir?
"Kızlarım hasta olduğunda çok mutsuz ve agresif hissediyorum kendimi."
19-Nasıl ölmek istersiniz?
"Kesinlikle acı çekmeden ve uyurken.Farketmeden yani.Bi bakmışım ölmüşüm. Ama ölmek
ve ölmeyi düşünmek için çok erken.Daha çokk işim var.Yeni anne oldum.Tadını
çıkarmalıyım.Onları büyüteceğim, eğiteceğim.Sağlıklı olmaları için elimden geleni
yapacağım.Oooooooo daha çokkkkk işim var benim. Şaka bir yana kızlarımın büyüdüğünü
ve evlendiğini çok isterim.Hatta torunlarımı bile görmeyi çok isterim.Ama eşimle birlikte.
Allah herkese evladının mutluluğunu göstersin.AMİN."
20-Öldüğünüzde cennete gidersiniz Tanrı'nın size kapıda ne söylemesini
istersiniz?
"Çok iyi bir anne oldun"
bende MEHMET EREN'LE YOLCULUK blogunun sahibi sevgili arkadaşım Cavidan'ı mimliyorum.
Kolay gelsin Cavidan'cım
5 Ocak 2009 Pazartesi
BİR İLK DAHA
Biraz önce yazmayı unutmuşum.Kızlarımın yeni bir keşfi var.
Koltuğa tırmanmayı başardı ikisi de.geçen gün Damla'yı anneannesi destekle çıkarmıştı.
Damla bu durur mu?Dün çıkmaya çalıştı tabi bizden yardım yok.Çok sinirlendi önce.
Ağladı, isyan etti.Sonra baktı bizden fayda yok, kendi işimi kendim görürüm der gibi.Başladı faaliyete.Ben bu arada Karya nın altını değiştirmekle meşgulüm.Bez paketimiz de o koltuğun altında.Damla bir ara tırmanmaktan vazgeçip o bezi çıkarmak için uğraştı.Çıkarıp dağıtacak ortalığı.Baktı ki çıkaramıyor bıraktı çocuğum öylece.Ben Karya nın altını almaya devam ediyorum.Sanmayın saatler sürüyor hepsi çok kısa sürede oldu bu olayların.Bir ara kafamı kaldırmamla ağzımın bir karış açılması bir oldu.Damla koltuğun tepesinde iki adım attı ve pattt yerde..O nasıl çıktı koltuğun üstüne, nasıl hızlı hızlı koşturdu ve nasıl düştü diye aklıma onlarca soru sıralanırkennnn, meğer o dışarı çıkarmaya çalıştığı bez paketini kendine basamak olarak kullanmış.Karya onu görünce durur mu o da aynı yolla çıkmaya çalıştı.Ama ben bez paketini ortadan kaldırıp kendi ayağımı onlara basamak olarak kulandım.Yanlarında da gözetmen olarak kaldım tabi.Bir de koltuğun aşağısına koltuk minderlerini koyduk ne olur ne olmaz diye.
O koltuğun üstünde nasıl oynadılar,nasıl eğlendiler anlatamam.Kahkaları ortalığı çınlattı resmen.
Birbirlerinin kucağına yatmalar.sarılmalar vs.yeni bir şey daha keşfettik.Hadi hayırlısı.Bundan sonra daha dikkatli olmamız gerekiyor anlaşılan.Bu arada Karya da artık tay tay duruyor ve bir kaç adım atıyor tek başına.Damla yürüdükçe onun çok hoşuna gidiyordu.Gülüyordu Damla ya ama şimdi kendi yürümeye çalışırken o kadar eğleniyor ki.
İlk adım ayakkabılarımız işe yaradı demek.Daha önce Karya basamıyordu.Basmasında problem vardı.Doğum günü hediyesi babaannesinin verdiği parayla ilk adım ayakkabılarımızı aldık.
Güle güle sağlıkla giysinler kızlarım.Anneannemiz de sıcacık yatsınlar diye yorgan ve nevresim takımı almıştı kuzulara.İkisine de burdan hediyeleri için teşekkür ederim.İyi ki varsınız.
Yukarıda bezlerimizi dağıtma fotolarımız var.Aşağı koyucaktım ama yazıyı önce yazıp fotoları sonra ekleyince olan oldu.Ne yapalım böyle kalsın artık.
YENİ BİR HAFTA, YENİ BİR KİTAP
Bu gece yine pek iyi uyuyamadık.
Damla'm çok huzursuzdu.Anlayamadım nedenini.
Üst dişler patladı artık.Sadece biraz daha çıkmaları kaldı.
Özlemişiz birbirimizi.Bütün hafta sonu tadını çıkardık.
Kucak kucağa, sarmaş dolaş.
Bu arada yeni bir kitap daha bitirdim.Onu da yazmalıyım buraya.
Piraye-Canan TAN.
Çok çok etkilendim ben bu kitaptan.Bitireli günler oldu ama hala söyleniyorum.
Hala aklımda.Kızıyorum, öfkeleniyorum.Sorguluyorum.
Okumadıysanız lütfen okuyun.
Hamileliğimde alıpta okuyamadığım bir sürü kitabım var elimde.
Şimdi Kiraze'yi okumaya çalışıyorum.Solmaz Kamuran'ın.
Biraz ağır başladık ama sanırım yoluna girmeye başlıyor.
Konu olarak güzel başladık.Bakalım sonucu ne olucak.Yazarım size.
eski fotolarımızdan bir kısmını aktarmamışım buraya.
İşte onlardan bir kaçı.
Çorapları ve pijamaları çıkınca deliriyorlar.
Sanki ayaklarını ilk kez görüyorlar.
Ayaklarına nasıl bakıyorlar kuzularım.
Damla'm çok huzursuzdu.Anlayamadım nedenini.
Üst dişler patladı artık.Sadece biraz daha çıkmaları kaldı.
Özlemişiz birbirimizi.Bütün hafta sonu tadını çıkardık.
Kucak kucağa, sarmaş dolaş.
Bu arada yeni bir kitap daha bitirdim.Onu da yazmalıyım buraya.
Piraye-Canan TAN.
Çok çok etkilendim ben bu kitaptan.Bitireli günler oldu ama hala söyleniyorum.
Hala aklımda.Kızıyorum, öfkeleniyorum.Sorguluyorum.
Okumadıysanız lütfen okuyun.
Hamileliğimde alıpta okuyamadığım bir sürü kitabım var elimde.
Şimdi Kiraze'yi okumaya çalışıyorum.Solmaz Kamuran'ın.
Biraz ağır başladık ama sanırım yoluna girmeye başlıyor.
Konu olarak güzel başladık.Bakalım sonucu ne olucak.Yazarım size.
eski fotolarımızdan bir kısmını aktarmamışım buraya.
İşte onlardan bir kaçı.
Çorapları ve pijamaları çıkınca deliriyorlar.
Sanki ayaklarını ilk kez görüyorlar.
Karya'cımın üstüne mutfak sandalyesi düştüğünde.
Göz altı kızarmış vaziyette.
Dün de aynı şekilde sandalye Damla'nın üstüne düştü.
Ama büyük tesadüf ki o esna da ben onlara muhallebi yapmak için
dolaptan sütü çıkarmak üzere o yöne doğru gitmişim ve zamanlama mükemmel.
Sandalye benim ayağıma çarpıp hızını kesti ve Damla'nın üstüne öyle düştü.
Nasıl beceriyorlar anlamıyorum.Kaşla göz arasında o mutfak sandalyesi nasıl düşüyor.
2 Ocak 2009 Cuma
YENİ YIL VE BİR İLK VE BİR KİTAP TAVSİYESİ
Artık 2009 dayız.Yeni bir yıla girdik.Ve biz eşimle kızlar doğduğundan beri bir ilki yaptık.
Dün kızları anneanneye ve babaanneye bırakıp A.R.O.G'a gittik.Bizim için acaip bir değişiklik oldu.İlk fikir eşim tarafından ortaya atılınca bir an tereddüt ettim.Ne diyeceğimi bilemedim.Kızlarım olmadan bir yere gitmek içime hiç sinmiyor ama bu konuda da bir adım atmamız gerektiğinin farkındayım. Onlarsız bir şeyler yaptığımda suçluluk duyuyorum.Zaten bütün hafta çalışıyorum ve bu benim içimde büyük bir yara.İşte kendimi suçlu hissetmemin asıl nedeni.Çalışan anne sendromu.Neyse sinemaya gittik.Ben filmi tüm beğenmeyenlerin aksine çok beğendim.Bu benim uzun süredir kesintisiz film izleyemiyor olmamdan da kaynaklanmış olabilir.Ama bana göre çok iyiydi.Hatta ben Gora dan bile daha çok beğendim diyebilirim. Ancakkkkkkkkkk sayın sinema işleticilerinden bir ricam olucak buradan.Lütfen salonlarınızı ısıtınız.Bizim gittiğimiz sinema ne hikmettir anlayamadım buz gibiydi.Ayaklarım dondu.Orada minik çocuklarda var.Lütfen efendim salonları soğuk bırakmayınız.Yazıktır günahtır.2 saatlik eğlence için insanlar hasta mı olsun.
Her neyse biz tekrar konumuza dönelim.Nerde kalmıştık.Hah evet dışarıda olduğumuz süre boyunca kızları aklımdan bir türlü çıkaramadım.Eşime bunu belli etmesemde onlar her daim aklımın bir köşesinde yer yapmış durumda.Acaba uyuyorlar mı?Acaba yemek yediler mi? Acaba beni arayıp ağladılar mı? gibi sorular kafamdan hiç çıkmıyor.Halbuki onlar gayet memnun hallerinden.Evde her istediklerini yapan bir anneanne ve babaanne var.Onlar da bunun gayet bilincinde ve bunu çok iyi kullanıyorlar.
Bu arada hemen okuduğum kitaplardan bahsedeyim.Hazır aklıma gelmişken.
Geçen gün Bin Muhteşem Güneş adında bir kitap okudum.Yazarı Khaled Hosseini.Hikaye Afganistan'da geçiyor.Orada yaşayan insanların özelikle kadınların başından geçen bir öykü.Savaşın içinde geçen acı dolu yıllarve bir aşk öyküsü.Ben çok beğendim.Size de tavsiye ediyorum.Şu an elimde Piraye var.Canan Tan'ın.gayet iyi giden bir kurgusu var.Elimden düşürmek istemiyorum.Vakit buldukça-ki vakit bulmak çok zor-belirli yerlerde okuyorum.Kızlardan ancak fırsat bulabildiğim tek yer.Ama ben en başından beri orada kitap okumaya bayılırım.Neyse şimdi rahat rahat okuyabiliyorum çünki kimse bana neden orda kitap okuyorsun diye sormuyor.Sorsalarda cevabım hazır.Kızlar rahat vermiyor ki!!!
Dün onların yanında biraz okuyayım dedim.İnanmassınız ama koltuğa bile tırmandılar.O ne azimdi öyle.İkisi birlikte bir yolunu bulup o koltuğa nasıl tırmandı hala inanamıyorum.Benim kızlarımda kitap okumayı çok sevecekler eminim bundan.
Dün kızları anneanneye ve babaanneye bırakıp A.R.O.G'a gittik.Bizim için acaip bir değişiklik oldu.İlk fikir eşim tarafından ortaya atılınca bir an tereddüt ettim.Ne diyeceğimi bilemedim.Kızlarım olmadan bir yere gitmek içime hiç sinmiyor ama bu konuda da bir adım atmamız gerektiğinin farkındayım. Onlarsız bir şeyler yaptığımda suçluluk duyuyorum.Zaten bütün hafta çalışıyorum ve bu benim içimde büyük bir yara.İşte kendimi suçlu hissetmemin asıl nedeni.Çalışan anne sendromu.Neyse sinemaya gittik.Ben filmi tüm beğenmeyenlerin aksine çok beğendim.Bu benim uzun süredir kesintisiz film izleyemiyor olmamdan da kaynaklanmış olabilir.Ama bana göre çok iyiydi.Hatta ben Gora dan bile daha çok beğendim diyebilirim. Ancakkkkkkkkkk sayın sinema işleticilerinden bir ricam olucak buradan.Lütfen salonlarınızı ısıtınız.Bizim gittiğimiz sinema ne hikmettir anlayamadım buz gibiydi.Ayaklarım dondu.Orada minik çocuklarda var.Lütfen efendim salonları soğuk bırakmayınız.Yazıktır günahtır.2 saatlik eğlence için insanlar hasta mı olsun.
Her neyse biz tekrar konumuza dönelim.Nerde kalmıştık.Hah evet dışarıda olduğumuz süre boyunca kızları aklımdan bir türlü çıkaramadım.Eşime bunu belli etmesemde onlar her daim aklımın bir köşesinde yer yapmış durumda.Acaba uyuyorlar mı?Acaba yemek yediler mi? Acaba beni arayıp ağladılar mı? gibi sorular kafamdan hiç çıkmıyor.Halbuki onlar gayet memnun hallerinden.Evde her istediklerini yapan bir anneanne ve babaanne var.Onlar da bunun gayet bilincinde ve bunu çok iyi kullanıyorlar.
Bu arada hemen okuduğum kitaplardan bahsedeyim.Hazır aklıma gelmişken.
Geçen gün Bin Muhteşem Güneş adında bir kitap okudum.Yazarı Khaled Hosseini.Hikaye Afganistan'da geçiyor.Orada yaşayan insanların özelikle kadınların başından geçen bir öykü.Savaşın içinde geçen acı dolu yıllarve bir aşk öyküsü.Ben çok beğendim.Size de tavsiye ediyorum.Şu an elimde Piraye var.Canan Tan'ın.gayet iyi giden bir kurgusu var.Elimden düşürmek istemiyorum.Vakit buldukça-ki vakit bulmak çok zor-belirli yerlerde okuyorum.Kızlardan ancak fırsat bulabildiğim tek yer.Ama ben en başından beri orada kitap okumaya bayılırım.Neyse şimdi rahat rahat okuyabiliyorum çünki kimse bana neden orda kitap okuyorsun diye sormuyor.Sorsalarda cevabım hazır.Kızlar rahat vermiyor ki!!!
Dün onların yanında biraz okuyayım dedim.İnanmassınız ama koltuğa bile tırmandılar.O ne azimdi öyle.İkisi birlikte bir yolunu bulup o koltuğa nasıl tırmandı hala inanamıyorum.Benim kızlarımda kitap okumayı çok sevecekler eminim bundan.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)